İnsanlığın ne demek olduğunu anlamayan, insanlıktan korkan ana karakterimiz hayatını sürdürebilmek için kendi benliğini hiçe sayarak "soytarı" yani insansızlığı oynuyor.
Soytarılık ,onca zorluğa rağmen onu eğlendirse de sonrasında soytarılığın içinde kendi ruhunu kaybediyor, kendisini bir hiçlikte, sadece hiç bir şey hissetmediği içkide buluyor.
Kendini kaybediyor, kaybediyor, daha çok kaybediyor ve sonunda insanlığını yitiriyor.
Peki insanlık gerçekten ne ki? Yaşamak mı? Sosyalleşip eğlenmek mi? Acı çekip zorluklarla savaşmak mı?
Bilmiyorum kendi düşüncülerimin ve kitabın anlamının derinliğine inmek istiyorum, çabalıyorum ama hala tam olarak düşünemiyorum.
Kısacası insanlığınızı sorgulatacak bir kitap :)