elif tuğçe ERSÖZ

Oysa Ali’nin elleri bana ütülü bir mendilin şefkatini uzatıyordu. Bana sarılıp vücudumu ellemek için ağlamamı fırsat bilmeye kalkışmayan bu adam cebinde ütülü bir mendil taşıyordu. Bu zamanda kâğıt mendilin yüz tanesi on paraydı.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ali’nin o gün ağzından çıkan her sözü, benimle ilgili olsun olmasın, tekrarlardım. Her gece Ali’yi kendime bir kez daha tekrarlardım. Ama onun ertesi gün buluşacağımızı bile unuttuğu olurdu. Benim için Ali hayatın tamamını kapsıyordu. Ama Ali için ben hayatın kapsadığı küçük bir şeydim

elif tuğçe ERSÖZ

, bir kitap okudu
8/10
·120 syf.·
Beğendi
·
4 günde okudu
·
2020 5. kitabı
Stefan Zweig
7.8/10 · 2.148 okunma
Gücüm tükenmişti. Sesim çıkmıyordu. Çıksa, Ali’ ye, sakla beni. Al. Bağrına sar. Teninle kaynaştır. Koynunda unut beni. Göğsünde fazladan bir kemik olayım. Madem bu dünyadan topuklamak istiyorsun, beni de al, beraber ölelim. Ölüp çürüyelim. Herkes canlı canlı çürürken biz ölüp çürüyelim. Toprak olalım. Toprak olunca hiç doğmamış gibi olalım, diyecektim. İçimde öylesine acı bir haykırış vardı.
“İlle ölünecekse, beraber ölürüz,” dedi. Hayatımda duyduğum en güzel cümleydi. Hayatımda gelmiş geçmiş her şeyden daha güzeldi. Bana bugüne kadar bundan daha güzel bir şey söyleyen olmamıştı. Yüzde biri kadar söyleyen bile olmamıştı. Osman bir sürü güzel söz söylemişti. Ama beni inandıramamıştı. İnanamadıktan sonra güzel sözlerin bir anlamı olmuyordu.