İlyas Koç

İlyas Koç
@eliaskoach
10/10
·567 syf.··
Beğendi
·
2018 6. kitabı
Kırmızı ve Siyah'ın ardından Parma Manastırı ile Stendhal okumalarımı noktalamış bulunuyorum. Peki bu kitap hakkında ne söyleyebilirim.. İnanın o kadar çok entrika, aşk, karşılıksız aşk, aldatma, ihanet, siyasi komplo, firar vs gibi olay var ki bi noktadan sonra gınâ geliyor.. Tam herşey düzeldi-düzelecek derken kahramanların aptallığı, sorumsuzluğu hadiseleri başka bir yöne sürüklüyor. "Ekşın"ı bol bi olay örgüsü var anlayacağınız.. Yeşilçam filmi tadında biten ve hayli aceleye getirilmiş melodramik final sahnesi ise tam bir hayal kırıklığı.. Stendhal, detaycı bi anlatıcı.. Büyük bir iştahla, üstelik kendi yarattığı kahramanlarının dedikodusunu bıktırana kadar yapıyor. Besbelli ki bundan büyük bir haz duyuyor. Sonunda ana kahramanları öldürmeseymiş inanın kendini durduramaz ve romanı bitiremezmiş.. Stendhal'a göre ana kahraman Fabrizio Del Dongo.. Bana göre Düşes (Gina).. Dünya edebiyatında görülüp görülebilecek en zeki en muhteşem kadın karakter olduğunu söylesem mübalağa yapmış olmam.. Kırmızı ve Siyah'ta olduğu gibi Parma Manastırında da ana karakterin tutkulu yüreğinin senfonize ettiği inceden inceye bir Napolyon güzellemesi var.. Prensciklerin hüküm sürdüğü Saraycıklar etrafında dönen entrikalar ve siyasi hava ise kitabı çağdaş bir siyasi roman nitelemesine büründürüyor. Son olarak Tolstoy, Parma Manastırı hakkında şunu demiş; "Stendhal bana savaşı anlatmayı öğretti. Parma Manastırı'nda Waterloo Savaşı'nı defalarca okumalısınız." Savaş ve Barış'da harbin dehşetini hissettirdiğimiz o harikulade satırların esin kaynağını da ele vermiş oluyor böylece. Okuyun, tavsiye ederim
Parma ManastırıStendhal · İletişim Yayınları · 20162,209 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·79 syf.··
Beğendi
·
2018 5. kitabı
"Kuşlar da Gitti", Büyük Usta Yaşar Kemal'in şahserlerinden biri.. Kuş metaforu üzerinden İstanbul'un, İstanbullunun, tekmil bu şehirde yaşayanların çürümüşlüğünü, yitmişliğini, yokoluşunu anlatan hüzünlü bir hikaye. "Azat buzat, beni cennet kapısında gözet" Eski Türk filmlerinde görmüşsünüzdür, -zira yetişemedik o devire- cami önlerinde, meydanlarda kafesten kuş satın alıp, üstüne dua okuyarak göğe salıverilen, azat edilen kuşlar.. Ki o kuşların kendisini hürriyete kavuşturanı cennet kapısında beklediği inancı da vardır. Üç arkadaşın Florya düzlüklerinde, dikenlerin içinde kafesler dolusu kuş yakalayıp onları "satamayışları" anlatılıyor kitapta. Zira "İstanbul gavurlaşmıştır". İnsanların vicdanları ölmüş, merhamet gösterip de kuş azat edecek kimsecikler kalmamıştır.. Bununla birlikte, kaybolup yiten daha ne değerler vardır.. İnsanın yüreğini burkan bir hikaye.. Tavsiyemdir.
Kuşlar da GittiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202218bin okunma
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2018 4. kitabı
Thomas Hardy, ilk kez okuduğum bir yazar. "Adsız Sansız Bir Jude" (Jude The Obscure) Hardy'nin son romanı zira evlilik kurumuna yönelik sert eleştirileri nedeniyle Victoria dönemi İngiltere'sini sarsmış bu nedenle de romancılık kariyerini sonlandırarak şiirle iştigal etmiştir.. ️ Jude ve Sue karakterlerinin kiliseye, toplumsal gelenek ve göreneklere başlattıkları savaş, bir varoluş zaferi olacakken -ironik bir şekilde ters teperek- varolamayış trajedisi olarak karşımıza çıkıyor. ️ Hikaye, yayımlandığı çağın koşullarına göre, evlilik kurumu ve cinsel ilişkileri ele alış yönünden tabuları yıkan, cesur, sert ve hatta "tutarlı" bir düşünsel temelde ilerlerken son bölüm olan 6.bölümde herşey Sofoklesvâri bir Yunan Tragedyasına dönüşüyor.. Dönem romanlarının bir çoğunda gözlemlediğim bu türden rastlantısallık ve melodramik unsurlar ana hikayeyi gerçeklik düzleminden kopararak canımı sıkıyor.. ️ Hardy kendisi gibi bir taş ustası olan Jude karakterinin yaptığı işten mülhem romanın kurgusunu da Proust'un o enfes deyimiyle "taş ustası geometrisi" ile inşa ediyor.. Bu bakımdan olay örgüsünün tasarım veya yapı olarak düşünüldüğünde "simetrik" olduğu direkt göze çarpıyor: İki evlilik, iki boşanma, iki tekrar evlilik.. Jude'un dinî inançtan inançsızlığa, Sue'nun inançsızlıktan inanca dönmesi.. Arabella'nın bedencilikten dindarlığa sonra tekrar bedenciliğe dönmesi vs.. ️ Romanda Oxford'un kibirli akademik çevrelerine de büyük bir eleştiri söz konusu.. Yoksul halk kesiminin Oxford'daki büyük üniversitelere girebilmesinin hayal olduğu çok sert ve acımasız bir şekilde işlenmekte.. ️ Hardy'i çok sevdim ben. Çılgın Kalabalıktan Uzakta bir diğer romanı.. İlk fırsatta okumayı düşünüyorum. Size de tavsiye ederim.
Adsız Sansız Bir JudeThomas Hardy · İletişim Yayınevi · 20141,794 okunma
10/10
·276 syf.··
Beğendi
·
2018 3. kitabı
Epeyden beri gözümü korkutan "Ulysses" okuması öncesi girizgâh nev'inden "Dublinliler" ile James Joyce'a merhaba demiş bulunuyorum. Dublinliler J. Joyce'un bütün hikayelerinin -ki hepi topu 15 tane- toplandığı yayımlanmış ilk kitabı. ️Hikayeler biçimsel bakımdan döneminin abartısız 1 asır önünde.. Joyce, şimdiki hikayecilerin yapmaya çalıştığını yıllar yıllaaar evvel yapmış. Hatta denebilir ki öyküye getirdiği bu yeni soluk kendine has bir damar açarak farklı coğrafyalarda yaşayan birçok kişi tarafından taklit edilmiş.. ️Hikayeler tek tek müstakillen okunabileceği gibi M.Belge'nin de dediği gibi "Dublinli olma" ana teması altında birbiriyle ilintili bir roman gibi okumaya da müsait.. ️Tema olarak ise Dublinde yaşayan toplumun farklı kesimlerine ait birçok kişinin adeta üzerine bir ağ atılmışçasına kentten kopamayışları, gidemeyişleri, manevî felç ile malûl olmaları, pişmanlık ve iki arada kalmışlık gibi hisler sade, yalın ama derin sembolik anıştırmalarla işleniyor.. ️Tavsiyemdir..Ve evet..Hoşbulduk Sevgili J. Joyce
DublinlilerJames Joyce · İletişim Yayıncılık · 20213,005 okunma
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2018 2. kitabı
Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi", J.Joyce'un hayatının ilk yirmi yılının birebir kağıda aktarılmasının hikayesi.. Bir nevi otobiyografik roman.. şu farkla ki türün diğer örneklerine göre daha dürüst ve samimi. Joyce, kitabı 1904'te yazmaya başlamış 1914'e kadar devam ettirmiş. Romanın konusu ise en genel şekliyle Joyce'un kendi kişiliğinin oluşumu.. ️ Stephen Dedalus karakterinin, entelektüel, cinsel ve manevi gelişimi/seyr û sülûku, kendini ve evreni tanıma adına içine doğru yaptığı seyahat etkileyici ve yer yer travmatik olaylarla enfes bir şekilde işleniyor.. Özellikle manevi tekâmülü sırasında yaptığı sorgulamalardan epey etkilendiğimi ifade etmek isterim. ️ Stephen Dedalus'un sanatçı olma arzusuyla geçirdiği ruhsal metamorfoz vetîrelerini, özünde içinde yaşadığı topluma, kente-Dublin-, yaratıcılığını sindiren kiliseye ve eğitim kurumlarına karşı sessiz ama güçlü bir başkaldırı olarak okumak da mümkün.. ️ Keyf vermesine rağmen yorduğunu da eklemek belirtmek isterim.. Ulysses'e başlamaya hazır hissediyorum kendimi.. Ancak biraz daha bekleyeceğim. ️ Ve son olarak, T.S. Eliot'un şu sözü ile noktalayayım: "Joyce, tek eliyle 19. Yüzyılı yerle bir etti." Huzursuz ruhlara tavsiyemdir.
Sanatçının Bir Genç Adam Olarak PortresiJames Joyce · İletişim Yayıncılık · 20181,360 okunma