"en büyük ilham kaynağın ne acaba?" diye soruyor athena birden.
ilham kaynağı mı? nasıl bir oyun bu şimdi? ama doğru cevabı biliyorum. onu neyin cezbedip dışarı çıkaracağını biliyorum.
"sensin," diye bağırıyorum. "bunu biliyorsun. tabii ki de sensin."
bugünlerde sürekli athena'yı düşünüyorum.
anıları bana musallat olmuyor artık. sahneler zihnime zorla girdiğinde onları defetmeye çalışmıyorum. tam tersine, içinde kalıyorum. detayları eşeliyorum, etrafını saran hislere bırakıyorum kendimi, yeniden tahayyül edip yeniden yorumlamanın yollarını hayal ediyorum. hayaletine refakat ediyorum. onu konuşmaya davet ediyorum.
"hayat yazmaktan ibaret değil, junie. sürekli kalbini kırmayacak bir sürü meslek var. demek istediğim bu sadece."
ama hayat yazmaktan ibaret işte. bunu ona nasıl açıklayabilirim ki? bırakmak gibi bir seçeneğim yok. benim yaratmaya ihtiyacım var. fiziksel bir dürtü bu, yoksunluk çekiyorum diğer türlü, nefes almak, yemek yemek gibi bir şey; yolunda gittiğinde seksten daha iyi, gitmediğinde zevk alamıyorum başka hiçbir şeyden.