ama hayatıma anlam veren yegâne şeyi bırakamam. yazmak gerçekten sihre en yakın şey. yazmak hiçlikten bir şey yaratmak, başka diyarlara kapılar açmak demek. yazmak gerçek dünya canımızı fazla acıttığında kendi dünyamızı şekillendirme gücü verir insana. yazmayı bırakırsam ölürüm.
ölümünü atlattığımı sanıyordum. ruh hâlim çok iyiydi. iyi bir noktadaydım. gayet güzel idare ediyordum her şeyi.
ta ki o dönene kadar.
ama hayaletlerin işi bu değil mi zaten? ulumak, inlemek, bir şekilde dikkat çekmek. hayalet olmanın olayı bu değil mi? hâlâ burada olduklarını göstermek için her şeyi yapar bunlar. her şeyi yaparlar unutmanı engellemek için.
athena'nın araştırmaları ve beyin fırtınası, benim yazım ve cilam. onun sesini mezarın ötesinden çağırdığım kendi sesime uyarladığım o hummalı haftalar boyunca harikulade ve gizemli bir simya hissettim. ona bağımlı değildim –yazmak için ona ihtiyacım olmadı hiçbir zaman– bu ortak egzersizimiz kendime hiç güvenimin olmadığı bir zamanda bana güven verdi ama. onun adımlarının izinde yazdığımı bilmek kalemimi biledi.