çevirisi mi kötüydü, yoksa yazarın cümleleri mi? 60 sayfa okudum ancak devam edemiyorum, belki de kurgusu benim için çok basit kaldığı içindir. olur da devam edersem burayı güncelleyeceğim.
ana konusu ve işleyişi bakımından güzeldi, 1915 yılında yaxılmış olması ve feministliği ilk işleyen kitaplardan biri olması bakımından da oldukça değerli fakat zaman zaman pek sinirimi bozdu, diyebilirim. pek çok katıldığım fikir vardı fakat kullanılan cinsiyetçi tabirler ve çoğunlukla cinsiyetçiliğe odaklanması açısından hiç hoşuma gitmedi, ama 1915 yılında yazılmış olduğu için beklenir bir durum olduğunu düşünüyorum. yazarın kitapta aşıladığı din konusundaki fikirlerini çok beğendim, jeff'i ve ellador'u çok sevdim ve terry'den, zaman zaman da van'den nefret ettim.
Bilim kurgu kitaplarını kendimi bildim bileli hep sevmişimdir, okuması da daima zevkli olan bir kitap türü olduğundan dolayı bu kitabın da hoşuma gideceğinden şüphem yoktu. Ben kitaplar için nadiren
Miller’ın Goodreads tarafından 2018’in en iyi fantastik romanı olarak seçilen bu kitabı, Odysseia Destanı’nda rastladığımız Kirke karakterinin hikâyesini, özgün ve hayran bırakan bir bakış açısıyla ele alır, Kirke’nin hayatını baştan sona işleyen ve güçlü kadın karakter doğasıyla, anlatımı ve kurgusuyla okuyanları kendine hayran bırakan, Yunan mitolojisine ve fantastik romanlara ilgi duyan kişilerin kesinlikle okuması gereken, şaheser niteliğinde bir eserdir.
Kitap, Kirke’nin doğumundan başlar ve kendi ailesi tarafından bile değer görmeyen Kirke’nin, olumsuzları nasıl lehine çevirdiği, zamanla emek ve sarf ettiği çabayla nasıl güçlendiği ve diğer tanrılarla, mitolojik karakterlerle etkileşimlerini, sürgün edildiği Aiae Adası’nda kendisini ve büyüsünü nasıl geliştirdiğini, ünlü kahraman Odysseus’la tanışma hikâyesine kadar detaylıca işler ve sadece bir cadı olmasına rağmen, gücünün büyüklüğü yüzünden zaman zaman tanrıça olarak anılmasının sebebini Madeline Miller, yarattığı bu güçlü kadın karakterle birlikte tekrar anlamamıza olanak verir. Ben, Kirke, tüm zamanların yazılmış en iyi mitoloji kitaplarından biridir.
[Ve bir gün, artık bu dünyaya dayanamayacağım, diye düşündüm. Bunun üzerine denizin derinliklerinden kadim bir Tanrı seslendi: ‘’Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.’’]
Madeline Miller, bu kitabında Yunan mitolojisinin ünlü kahramanlarından biri olan Akhilleus’la sevgilisi Patroklos’un iyi bilinen hikâyesini, Troya Savaşı’nı ve kralların, tanrıların, savaşçıların destanını ele alıyor ve özgün, güzel bir bakış açısıyla yeniden işliyor. İlyada Destanı’nın ve öncesindeki olayların Patroklos’un gözünden sürükleyici bir yeniden anlatımı olan bu kitap, sonu üzücü biteceği bilinen bir aşk hikâyesini anlatmasına karşın okuyucuyu kendine çekme becerisiyle kesinlikle okunmaya ve övgüye değen bir şaheser.
Madeline Miller’ın bu kitabı yazması yaklaşık 10 yıl sürmüştür ve edebi açıdan anlatımı, üslubu ve kurgusuyla o kadar güzel işlenmiş bir kitaptır ki bu emeğe kesinlikle değdiği ifade edilebilir. Kitap bizlere Yunan Mitolojisinde Truva Savaşı esnasında yaşanan olaylara yönelik de bilgi sağlamasının yanında, okumadan önce biraz okuyucunun biraz mitoloji temelinin olması, en azından Homeros’un İlyada’sını okuması tavsiye edilir, kitaptan alınabilecek zevki on katına çıkarır bu çünkü.
[Kherion bir defasında, ölümlülerin icatları arasında en ahmakça olanının milletler olduğunu söylemişti: ‘’Hangi milletten olursa olsun, hiçbir insan diğerinden değerli değildir.’’’]