Farklı bir deneyimdi bu kitap. Gözümün önünden gitmeyen kareler varsa başarılı addederim ben o eseri, sönük diyebilecek kimse de olmaz, sanmıyorum. Kalemdanın üzerindeki resim mesela, kambur ihtiyara siyah entarili kızın uzattığı o gündüzsefası. Uzun zaman hafızamda kalacağa benziyor. Keskin bir anlatımı var, sert detaylar, çekincesiz bir şekilde aktarılmış. Bıçak, kan, yara.. Bunlar olunca gerilim romanı mı okumuş oluyorsunuz hep? Hayır işte, ruh halinin içinde de bulunabilir bu sözcükler, kendi karmaşasını en iyi yansıtan benzetmeler bunlardır belki de. Yazarın yazarkenki halini mümkün olsaydı da seyredebilseydik keşke. Herkes 90 sayfaya bu kadar şey sığdıramaz, hiçbir şey yaşamamış biri de böyle bir kitabı oluşturamaz. İçinde mutlu, umutlu cümleler aramaya kalkmadan, sadece kitaptaki karamsar adama arkadaş olarak okuyun, kendinizi kaptırmadan elbet.