Nilgün Marmara ilk kez okudum. Üzülerek beğenmediğimi söylemek istiyorum. Aslında yazarın günlüğünden oluştuğunu duyduğumda çok ilgimi çekmişti çünkü yazarların kendi yaşamlarını kendi ağızlarından okumak benim çok hoşuma gidiyor. Ancak bu kitabın yazım şekli bana hiç akıcı gelmedi. Yarım da bırakmak istemedim ama zoraki bir okuma oldu. Açıkçası üzüldüm de bu duruma çünkü büyük umutlarla başlamıştım. Belki de yazara yanlış bir kitapla başladım veya yazım tarzı bana hitap etmiyor, bilemiyorum.
Bir de yüreğimden ziyade zekamı ve yeteneklerimi takdir ediyor, oysa o benim gurur vesilem, her şeyin, her yeteneğin, her mutluluğun, her acının tek başına kaynağı. Ah, benim bildiklerimi herkes bilebilir - bana özgü olansa sadece yüreğim.
İnsanların birbirlerinin huzurunu bozmasından rahatsız olurum ben, en çok da genç insanların hayatlarının en güzel çağında, bütün sevinçlere alabildiğine çok kucak açabilecekleri zamanda birkaç güzel günü surat asarak birbirlerine zehir etmeleri ve ancak çok sonradan kaybettikleri şeyin telafisinin olanaksız olduğunu görmeleri canımı sıkar.
***
Biz insanlar güzel günlerin azlığından, kötü günlerinse çokluğundan yakınırız. Bana kalırsa bu doğru bir bakış açısı değil. Tanrı'nın bize her gün sunduğu güzel şeylerin tadını çıkaracak kadar kalbimizin kapıları açık olursa, başımıza gelen kötü şeylere katlanacak gücümüz olur.