Aslında anlamak çok basitti. Seksen yıl boyunca, gece gündüz aynı şeylerle uğraştıktan sonra ufak bir değişiklik bile her şeyi kendine çeken bir nokta haline geliyordu.
İnsanlar normal hissetmek ve bir yere uymak için çaresizlik içinde uğraşıp dururlardı. Hiçbir özelliği olmayan bir koyun sürüsü gibi, etrafındakilerin arasına karışmak isterlerdi.
Okuduğum her kitap benim için farklı bir dünya olmuştur. Kimi zaman her günümün aynı olduğu dönemlerde hayatımı farklılaştırmıştır, kimi zaman da üzüntümü biraz olsun geçirip olduğum vaziyetten uzaklaştırmıştır. Belki de hayatımda ilk kez bir kitabı okurken çevremde olan biten her şeyle bu kadar bağdaştırdım. Yeri geldi tekrar tekrar okudum sayfaları, kitap bitecek diye korkup bir kenara attım. İlk kez bir kitap gerçek anlamıyla bitsin istemedim. Belki de bu yüzden okumam bu kadar uzun sürdü. Aynı anda hem içim ısındı hem cız etti.
Martin Eden ölene kadar unutmayacağım bir dönemde okuduğum ölene kadar unutmayacağım bir kitap.