“Kahven soğudu, hadi iç,” diyor.
Bu soğuttuğum kaçıncı kahve, bilsen?
Kaç fincan bekledi seni,
kaç yudum yarım kaldı ardından.
Buharı uçtu gitti masanın üzerinden;
oysa içim, soğuyan fincana inat yanıyor.
Şimdi karşımda yine sessiz bir fincan,
dudağa değmeyen bir veda gibi.
Buharı fincandan çekildi gitti;
içimdeki hüzün ise hâlâ tütüyor.
Kahve çoktan soğudu.
Kahveler soğurmuş meğer,
insan alışır sanırdım.