Elif Şafak bu sefer "Gökyüzünde Nehirler Var" ile çıtayı bayağı yukarı koymuş, resmen tarihin tozlu raflarıyla günümüzün kaosunu bir su damlasının peşine takıp önümüze sermiş arkadaşlar…
Kitap öyle dümdüz bir roman değil; bir yanda Mezopotamya’nın o mistik havası, diğer yanda Victoria Londra’sının kasvetli sokakları var.
Şafak, Gılgamış Destanı'nı merkezine alarak suyun hafızası üzerinden bir hikaye kurmuş ki, okurken "Vay be, bir damla su neler görmüş geçirmiş" diyorsunuz.
Dil yine o bildiğimiz Elif Şafak tarzı; biraz süslü ama akıp gidiyor, sizi yormadan o devasa zaman tünelinin içine hapsediyor.
Bazı yerlerde tasvirler "hadi ama biraz hızlanalım" dedirtse de, o mistik atmosfer sizi bir şekilde yakalıyor kesinlikle .
Kısacası, hem kafa açan hem de duygusal anlamda vuran, "biz kimiz ve nereden geliyoruz" sorusunu sorduran sağlam bir iş çıkmış ortaya.
Valla açık konuşalım, bu kitap herkese göre bir "çerez" değil.
Tarih ve mitoloji beni sıkar" diyenler,
Süslü ve ağdalı dilden hoşlanmayanlar,
Odaklanma sorunu yaşayanlar okumasın :) vesselam…