Onu , yaprakların solup gitmesi hüzünlendirirdi, şu kısalık var ya, bir tadımlık, acısı ve tatlısı ile, elden uçup gitmesi!.. İsteği sadece devamlılıktı, solmayan , bitmeyen , sonu olmayan!
Büyük kafalı, büyük yürekli olmalıyız, bakış açımız alabildiğine geniş olmalı, katı kalıplara saplanıp kalmamalıyız… “Bilmiyorum!” iyi bir kelime, fakat hemen arkasındam “Öğreneceğim”, “Tartışmasını yapacağım” , “ Gerçeği bulacağım. “ gelmeli. Ne dersiniz?
Ama insanoğlunun değerlendirmelerine gelince, kendimizden başka her şeyi erdemlerine göre değerlendirdiğimizi görmek çok şaşırtıcı. Bir atı koşum takımı yüzünden değil, diri ve hızlı olduğu için övüyoruz. Peki, niçin insanı da aynı şekilde, kendisine ait özelliklere göre değerlendirmiyoruz? Çok büyük toprakları, güzel bir şatosu, şu kadar parası var diyoruz: Bunların hepsi insanın dışında olan şeylerdir, kendisine ait özellikler değil.