Bugün çok yoruldum.
Ama bu, akşamüstü çöken bir yorgunluk değildi.
Kahveyle geçmeyen, duşla akmayan, uykuyla kapanmayan bir şeydi bu.
Sanki gün bitmedi de, yıllar omuzlarıma oturdu.
Bedenim bütün gün bir yerlere yetişti;
toplantılara, cümlelere, bakışlara, beklentilere…
Ama asıl yorulan bedenim değildi.
İçimde, yıllardır “biraz daha dayan” diyen o ses yoruldu.
İnsan bazen bir günde çok şey taşımaz da
uzun zamandır taşıdıklarını o gün fark eder.
Bugün öyle bir gündü işte.
Her şeye rağmen ayakta duran tarafım,
gülümseyen tarafım,
“ben hallederim” diyen tarafım
bir sandalyeye oturmak istedi sadece.
Kimseye anlatmak istemedim.
Çünkü bu yorgunluk anlatılınca hafifleyenlerden değil.
Bu, yaşanarak birikenlerden.
Bir günün yorgunluğu gibi duruyor belki dışarıdan,
ama ben biliyorum:
bu, yılların sessiz birikimi.
Ve yine de…
Bütün bu ağırlığın içinde hâlâ nefes alabiliyorsam,