Elif Neşe Oruç

Elif Neşe Oruç
@elifneseoruc
Makine Mühendisi
Ege Üniversitesi
Bursa
Bursa
5 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı
Hayat
Hayatta bazen inişler vardır, bazen de çıkışlar. Bazen her şey yoluna girer, bazen her şey rayından çıkar. Hayatı kalp ritmi gibi düşünmek gerekir. Ekrandaki çizgide hareket varsa kalbin atıyordur; yaşıyorsundur. Ama o çizgi dümdüz ilerliyorsa… Sen bir ölüsün. Artık ne acı vardır ne sevinç. Çünkü yaşam, tam da o inişlerin ve çıkışların içinde saklıdır. Elif Neşe Oruç
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İlk Heyecan
Onu sevdiğimi fark ettiğim an çok tuhaf değildi aslında. Ne kalbim yerinden çıktı ne de dünya durdu. Sadece bir şeylerin sessizce yer değiştirdiğini hissettim. Sanki odamın içindeki eşyalar aynıydı ama ben başka bir açıdan bakıyordum artık. 15 yaşındayım ve ilk kez biri adımı söylediğinde içimde bir şey oluyor. Adımı… Sıradan bir kelimeyken, onun ağzından çıkınca anlam değiştiriyor. Sanki bana değil de içimdeki birine sesleniyor gibi. Aşık olmak böyle bir şey mi bilmiyorum. Ama mesela ders anlatılırken öğretmenin sesi bir yerden sonra kayboluyor. Pencereden dışarı bakıyorum, gökyüzü bile başka renk. Defterime anlamsız çizgiler çiziyorum, hepsi ona benziyor. Ben istemesem de. Bazen mesaj atmasını beklerken telefonu elimde tutuyorum. Gelmeyince “zaten umursamıyorum” diyorum. Ama gelince kalbim öyle hızlı atıyor ki, sanki yakalanmışım gibi utanıyorum. Kime, neden bilmiyorum. En garibi de şu: Onun yanındayken kendimden çok kendim gibi hissediyorum. Yanlış bir cümle kurmaktan korkmuyorum. Susunca da susmak sorun olmuyor. Sanki içimde yıllardır konuşmayı bekleyen bir şey varmış da, onu görünce rahatlamış gibi. Aşk büyük laflar değilmiş galiba. Aşk, birinin yanından geçerken omzunun değmesi. Aşk, göz göze gelince ilk kimin kaçıracağını bilememek. Aşk, herkes gülerken sadece onun gülüşünü duymak. Büyümek istiyorum bir an önce. Çünkü bu duygunun adı var ama yaşım yetmiyor gibi hissediyorum. Kimseye anlatmak istemiyorum, çünkü anlatırsam küçülür diye korkuyorum. Oysa içimde koskocaman duruyor. Belki de aşk tam olarak budur: İlk kez bir şeyin, senden büyük olduğunu hissetmek. Elif Neşe Oruç
Edebiyat
Yoruldum..
Bugün çok yoruldum. Ama bu, akşamüstü çöken bir yorgunluk değildi. Kahveyle geçmeyen, duşla akmayan, uykuyla kapanmayan bir şeydi bu. Sanki gün bitmedi de, yıllar omuzlarıma oturdu. Bedenim bütün gün bir yerlere yetişti; toplantılara, cümlelere, bakışlara, beklentilere… Ama asıl yorulan bedenim değildi. İçimde, yıllardır “biraz daha dayan” diyen o ses yoruldu. İnsan bazen bir günde çok şey taşımaz da uzun zamandır taşıdıklarını o gün fark eder. Bugün öyle bir gündü işte. Her şeye rağmen ayakta duran tarafım, gülümseyen tarafım, “ben hallederim” diyen tarafım bir sandalyeye oturmak istedi sadece. Kimseye anlatmak istemedim. Çünkü bu yorgunluk anlatılınca hafifleyenlerden değil. Bu, yaşanarak birikenlerden. Bir günün yorgunluğu gibi duruyor belki dışarıdan, ama ben biliyorum: bu, yılların sessiz birikimi. Ve yine de… Bütün bu ağırlığın içinde hâlâ nefes alabiliyorsam,
Edebiyat
Karanlık Gölge
Zihninizdeki karanlık gölgeyle tanıştınız mı? Hani, her olumsuzlukta bizi aşağı çeken; sürekli suçlayan; başımıza gelenleri sanki karakterimizin kusuruymuş gibi bize fısıldayan o sessiz, karanlık ses… Peki ya onu kontrol etmeyi denedik mi hiç? Kontrol edebilen var mı aranızda? Düşünün: Gerçekte kim olduğumuz ile yaşadığımız olaylar birbirinden bağımsızsa… Ve biz o karanlık sesi susturmayı başarabilirsek… Gerçekten huzuru bulabilir miyiz? Kendimizi gerçekleştirebilir miyiz? Karanlığı kontrol etmeye cesaretimiz var mı? Elif Neşe Oruç
Felsefe-Düşünce
Büyüleyici
Büyüleyici olan şey her zaman parlayan değildir. Bazen sessizdir. Bazen kalabalığın ortasında kimsenin fark etmediği bir duruştur. Büyüleyici olan, bakınca değil bakışta kalınca anlaşılır. Bir cümlenin tam ortasında durup nefesini tutturandır mesela. Bir kahkahanın ardından gelen o kısa sessizlik… İnsanın içinden “bir şey oldu ama adını bilmiyorum” dedirten an. Büyüleyici olan, kendini ispatlamaz. Zorlamaz. Gelmez… ama gittiğinde eksik bırakır. Bazen bir ses tonudur. Bazen bir bakışın fazla sürmesi. Bazen de hiçbir şey yapmamasına rağmen her şeyi değiştirmesidir. Ve asıl büyüleyici olan şudur: Herkesi etkilemez. Ama etkilediğini derinden etkiler. Elif Neşe Oruç
Duygu ve Düşünce