Elif Neşe Oruç

Elif Neşe Oruç
@elifneseoruc
Makine Mühendisi
Ege Üniversitesi
Bursa
Bursa
5 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı
Aşk
İnsanlar renkler gibidir, Bir kere birine karışınca, Asla eskisi gibi olamazsınız… Elif Neşe Oruç
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Anahtar
İnsan bazen cevapları arar; cevabı olmadığını bildiği sorulara… Ama işin aslı, cevapları bulmakta ya da bilmekte değildir. Asıl mesele, her zaman doğru soruları sormaktadır. Bu noktayı hep kaçırırız; başımızı yastığa her koyduğumuzda, biraz sessizlikte kaybolduğumuzda, bir bardak kahve içerken… Radyoda herhangi bir şarkı —belki de en sevdiğimiz şarkı— çalarken bu keşmekeşte kayboluruz. Biz hep anahtarları ararken sadece kilidi görürüz; unuturuz ki anahtar da biziz, kilit de. Bunu hatırladığımızda büyük bir sis bulutu bir anda dağılır; güneş açar. Bazen de yağmur sonrası beliren gökkuşağını görürüz, içimize iliklerimize kadar işleyen o huzur eşliğinde… Doğru soruları bulmanız dileğiyle. Elif Neşe Oruç
Duygu ve Düşünce
Doğum günü
Karanlık, yolun üzerine çökmüş bir ağırlık gibi asılıydı. Sis o kadar yoğundu ki, arabanın farları yalnızca birkaç metre ötesini aydınlatabiliyor, gerisi sonsuz bir boşluk gibi görünüyordu. Direksiyonu sıkarken parmakları uyuşmaya başlamıştı; içeride sessizlik değil, adeta bir sessizliğin çığlığı vardı. Bu yoldan hiç geçmemişti. Hatta bu yola nasıl saptığını bile hatırlamıyordu. Sanki biri onu buraya yönlendirmiş gibiydi. Kaybolmuştu. Ve bir doğum gününe yetişmeye çalışıyordu— kendininkine. İnsan kendi doğum gününe geç kalır mıydı? Hayat bazen bunu bile mümkün kılacak kadar acımasız olabiliyordu. Bir anda, hiçbir uyarı olmadan, araba şiddetle sarsıldı. Bir çarpma sesi, ardından metalin titremesi… Başını ön cama çarptığında gözleri karardı. Son hatırladığı, alnından sıcak bir damlanın süzülüşüydü. Karanlığa gömülürken içinden tek bir cümle geçti: “Biri beni burada istemiyor.” Elif Neşe Oruç
Edebiyat
Yağmur
Gecenin karanlığında hızlı adımlarla ilerliyordu. Elleri ceplerindeydi ve ıslık çalıyordu. Yağmurun her damlasını yüzünde hissediyordu. Sanki az önce sahildeki yelkenli kulübünü ateşe vermemiş gibiydi. Belki de yağmur, günahlarını yıkayıp onu temizleyecekti; bunu hissediyordu. Siren sesleri duyulmaya başlamıştı. Havada berbat bir duman kokusu vardı; yürüyerek yeterince uzaklaşmış sayılmazdı. Neden kaçmadığını kendisi de bilmiyordu; belki de yakalanmak istiyordu. Henüz yedi yaşındayken, ablasının ölümüne neden olan yakışıklıdan kurtulmak için bulduğu harika yolu, attığı her adımda tadını çıkarıyordu. Elif Neşe Oruç
Edebiyat
Larimar
Yoyo’nun peşinden koşarken ormanda kaybolmuştu. Havlama seslerini duyuyordu. O sırada ayağı bir şeye takıldı ve yere kapaklandı. Düşerken biraz sürüklendiği için elleri ve dirsekleri yara olmuştu, üstü başı toprakla kaplanmıştı. Ayağa kalktı, üzerindeki tozu temizlerken dizindeki kanayan yarayı fark etti. Tam o sırada ayağının takıldığı, parlak mavi ışık saçan cismi gördü. İçgüdüsel bir merakla eline almaya çalıştı, fakat kristale dokunduğu anda donuk kaldı. Gözlerinden mavi ışık fışkırıyordu. Farkında değildi, başka bir dünyaya geçmişti; Elena bir boyut kapısından adımını atmıştı. Yoyo ise havlamaya devam ediyor, mavi taşı bulmuş ama Elena’yı göremiyordu. Hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığı bir ormanda, bir kristal her şeyi değiştirebilir… Elif Neşe Oruç
Edebiyat