Korkunç bir gerçekle karşı karşıya olduğunu çok iyi anlıyordu şimdi. O, bütün evreni hep içinde
yaşatmıştı. Ölen, işte o evrendi. Gökyüzü, yeryüzü, dağlar.. onun içindeydi. Bunlar o idi.
Çünkü, hayalden doğan umutlar, genellikle zaman içinde kırılıp giderler, temelleri yoktur. Tıpkı köksüz bazı ağaçlar ve çiçekler gibi..hayallerin trajik kaderi budur. Ama yinede hayalsiz yapamayız. İyiyi ve kötüyü tanıyacağımız yolda yürüyebilmek için hayaller gereklidir.
İnsanoğlu öyle şaşılası yaratıktır ki, sahip olduğu özellikleri bir çırpıda sayıp dökmek olanaksızdır, durup incelemeye kalkıştığınızda da, hiç durmadan yeni özellikler bulursunuz ve bu işin sonu gelmez.