Hüzün kalbinizde ne kadar derin bir oyuk açarsa, sevincinizin dolacağı o kadar çok yer olur. Şarabınızı doldurduğunuz kadeh çömlekçinin fırınında alevi tatmadı mı?
Ruhunuzu yatıştıran şu lavtanın yapıldığı ağaç
bıçakla oyulmadı mı?
Sevinçliyken yüreğinizin uçurumlarına bakın, size hüzün veren şeyin sizi sevindiren şeyin ta kendisi olduğunu göreceksiniz.
Acılara gömüldüğünüzde de, yine yüreğinize bakın, sizi acıtan şeyin daha önceleri size sevinç kaynağı olan şeyden başka bir şey olmadığını fark edeceksiniz.
Ve en önemlisi, DOĞRU DÜŞÜN, içinden gelen ve seni tatlı tatlı okşayan sesi dinle. Yaşamını kendi ellerinde tutuyorsun, kimseye güvenip de bir başkasının, hele seçtiğin Führerlerin eline sakın verme onu. DOĞALLIĞINI YAŞA! Olduğun gibi görün.
“Vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim’i satın alamazsınız. Devrim’i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiçbir yerde değildir.”
''Devletçiler hareketi güç kullanarak bastırmaya çalıştılar ve başaramadılar. Düşünceler baskı altına alınarak yok edilemez. Onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir. Düşünmeyi reddederek- değişmeyi reddederek.''