Elif

Elif
@elifreads
Öğrenci
Tıp
İstanbul
19 Ekim
49 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
8/10
·224 syf.··
2021 25. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2021 23:32
Kitabımızın ana karakteri Orr'un gördüğü rüyalar herkesin içinde bulunduğu gerçekliği değiştirme gücüne sahip. Değişen gerçekliğin tek farkında olan kişi kendisidir ve bunun sonucunda suçluluk duygusu hissettiği için uyumaktan kaçar ve yüksek dozda uyarıcı ilaçlar almaya başlar. Psikiyatristi olan Doktor Haber ile de tam bu noktada karşılaşır. Doktor Haber, Orr'un kendisi dışında onun rüyalarının gerçeğe dönüştüğünün bilen tek kişidir. Bunun farkında olmasıyla beraber onun bu gücünü icat ettiği Artırıcı denilen cihaz ve hipnoz yöntemleriyle derinlemesine anlamaya çalışır. Hipnoz telkini yöntemiyle Orr'a dünyadaki eşitsizliklerin, ırkçılığın, savaşın bittiği rüyalar gördürür. Kendince, yaptıkları; tüm insanlığın iyiliği uğrunadır ve gayet mantıklıdır da. Fakat göz önüne almadığı şey, canlı ve cansız tüm varlıkların içinde bulunduğu bağlantısallık ve bütünselliktir. Haber, kendini bu bütünsellikten ayrı tutarak Tanrı rolünu oynamaya başlar ve bunun sonucunda da felaketler baş gösterir. Kitabın konusu aşırı derecede özgün ve yaratıcıydı. Zaman zaman gerçekliğin ne olduğunu, belki de çevremizdeki gerçekliğin biz bile fark etmeden sürekli değiştiğini düşünmeden edemedim. Kendini tabiattan ayrı tutup Tanrı'yı oynamanın yaratacağı felaketleri kitabın konu bütünlüğü içerisinde gördüm. Aslında bizim de şu anda yaşadığımız küresel ısınmanın sebebinin uzun yıllardır kendimizi doğanın kapsayıcı bütünselliğinden ayrı tutup bir nevi Tanrı rolünde doğaya hükmetmemiz olduğunu düşündüm. Doğrunun ve yanlışın çok boyutlu olduğunu, değiştirilen en ufak bir gerçekliğin kelebek etkisiyle tüm canlılığı etkileyebileceği hakkında kafa yordum. Bazen kendini doğadaki akışa ve uyuma bırakmanın hükmetmekten çok daha anlamlı olacağı sonucunu çıkardım. Kitabın tek sıkıntılı noktası değişen
Rüyanın Öte YakasıUrsula K. Le Guin · Metis Yayıncılık · 20201,475 okunma
Reklam
9/10
·392 syf.··
2021 23. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2021 18:34
Kitabın olay örgüsü çok akıcıydı. Leyla ve beş kadim dostunun birbirlerine nasıl sahip çıktıklarını okudukça aile kavramının ne olduğunu sık sık sorgulama sebep oldu kitap. Ailenin kan bağının çok ötesinde olduğunu ve insanların aralarında kan bağı olmasa da yazarın deyişiyle 'su bağıyla' birbirlerine aile, yoldaş, kardeş olabileceğinin çok güzel bir örneğini okuyoruz kitapta. Her bir kişi öbür beş kişiye karşı sorumluluklarının bilincinde, bazen kendilerini ve ne olabileceğini düşünmeden büyük fedakarlıklarda bulunuyor. Bunun yanı sıra, özgüveni eksik insanların aşırı uç düşünce ve ideallere kendilerini kaptırıp bu yolda kendi anlamlarını ve bazen değerlerini bulma çabasıyla kendinden olmayan insana karşı şiddet ve cinayette bulunabildiğini, bu nedenle bu tarz insanların çok tehlikeli olduklarını da roman içerisinde görüyoruz. Toplumun önyargıları ve düşünce kalıpları ne kadar katı ve esnemez yapıda da olsa, gerçek hayat ve doğada hiçbir şeyin bu kadar katı olmayıp aksine sınırların tam olarak çizilmediği bir yapıdadır. Doğa farklı renkte, kokuda, biçimde hiçbir maddeyi dışlamayıp içine katarken gerçek hayatta insanların birbirlerini bazen kendi elinde olmayan özelliklere göre bile kategorilere bölmeye çalışır. Bir insana bir etiket takarken aslında o insanın arka planda neler yaşadığını, nelerle mücadele ettiğini bilemememiz sebebiyle bu durum sadece toplumun bölmesiyle sonuçlanır. Kitap boyunca düşündüklerimden biri de buydu. En önemlisi de etrafındaki tüm insanları kendi gibi düşünmeye zorlayan ve kendini 'ahlaklı' atfeden insanların en ahlaksız olduğunu... Kitap birçok açıdan kendimde de az da olsa olduğunu gördüğüm önyargılarımı anlamamı ve insanlara daha az önyargı ve anlayışla bakabilmemi sağladı diyebilirim. Birçok açıdan kendiniz ve toplumsal yapıyla
On Dakika Otuz Sekiz SaniyeElif Şafak · Doğan Kitap · 20197,1bin okunma
Hayattan Korkmayanlara...
10/10
·520 syf.··
2021 22. kitabı
Martin Eden, hayatı denizlerde ve hayatın zorluklarına göğüs gererek geçmiş bir gençtir. Hayatı yaşamayı, içinden geleni yapmayı ve kendini kaba ve eğitimsiz de olsa olduğu haliyle kabul etmekten şimdiye kadar hiç korkmamıştır. Hayattan ve onu yaşamaktan hiç korkmamıştır. Ta ki Ruth'la tanışana kadar. Ruth, İngiliz edebiyatı mezunu 'üst düzey' bir ailenin kızıdır. Onun yanında kendini eğitimsiz ve cahil gören Martin, kendini geliştirmek için çok çaba sarf eder. Kütüphanelerden çıkmaz hale gelir, görgü kurallarını öğrenir. Amacı ve tüm bu yaptıkları Ruth'a ve ailesine layık olup onunla evlenmektir. Kitaplarla iç içe olan Martin'in içi şimdiye kadar gördüğü hayatı ve yaşadıklarını yazma ihtiyacıyla tutuşur. Sürekli okur, yeni şeyler öğrenir ve bunları yaşadıklarıyla kendi süzgecinden geçirip kendi düşünce yapısını oluşturur. Bir süre sonra Martin, ulaşmak istediği ve aklında yüce konuma koyduğu aristokrasi sınıfının aslında kendinden daha aşağıda olduklarını görür. Çünkü, bu insanlar kendilerini gerçek hayattan soyutlayıp gerçekliği inkar ediyor ve kendi kurdukları yalan bir alemde kendilerininin kültürlü olduklarıyla övünüyorlardır. Oysa bu insanların özgün tek bir düşüncelerinin olmadıklarını, şimdiye kadar daha fazla paraya, daha iyi bir işe sahip olmak adına toplumun kurallarının dışında hiçbir şey yapmadıklarını, hayattan korktuklarını görür. Sürekli daha çok çalışıp daha iyi bir maaş almaya uğraşan bu sınıfın insanları onu anlamazlar. Ruth ve ailesi de bu sınıf içerisindedir ve Martin'in yazarlığı bırakıp daha iyi bir iş, itibarı olan bir iş bulmasını istemektedirler. Ruth en sonunda, yazıları dergilerden kabul almayan ve açlıkla boğuşan Martin'i de en sonunda terk eder. Fakat Martin yazmaktan, kendine inanmaktan ve içindekileri kağıda dökmekten parasızlıktan aç
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma
8/10
·96 syf.··
2021 21. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2021 22:24
Ana karakterimiz Akakiy Akakiyeviç, sıradan bir memur ve etrafındakiler tarafından dikkat bile edilmeyen silik bir karakterdir. Sürekli iş arkadaşları tarafından kendisiyle dalga geçilip aşağılanmasına rağmen sesini çıkaramamakla beraber görevi olan belgeleri temize çekme işini çok severek ve tüm benliğiyle yapmaktadır. Bu görevi o kadar içten yapmaktadır ki işten eve döndüğünde bile işine devam etmektedir, herhangi bir sosyal yaşamı yoktur. Kullanılamayacak durumda çok eski bir paltosu olduğu için yeni bir palto diktirmesi gerekmektedir. Yeni bir palto diktirmek onun gibi az bir maaşla çalışan bir memur için çok zordur. Bunun için aylarca yiyecek ve temel ihtiyaçlarından kısıp palto diktirme hayali için var gücüyle para biriktirir ve en sonunda paltosuna sahip olur. Palto diktirebilmek için verdiği emeğe biraz daha değinecek olursak; daha önceden hiçbir hayali olmadığı ve tüm hayatının işi ve evi arasında geçtiğini göz önüne alırsak, artık bir hayali vardır. Bu amaç, onun hayatına canlılık ve anlam vermiştir. Genel olarak düşündüğümüzde bu durumun tüm insanlar için geçerli olduğunu söyleyebiliriz. İnsan, yolda olmayı ve bu yol sonunda ödüllendirileceğini bilerek yaşamayı sever. Bu nedenle anlamsızlık ve belirsizlikten hoşlanmayız, bu nedenle sonunda bir ödül olduğunu bildiğimiz iş ve görevleri daha bir istekle yaparız. Burada da daha öncesinde sıradan bir memur hayatı yaşayan ve hayattan bir beklentisi olmayan karakterin, birden bu amaç uğruna hayatını ve kendini değiştirdiğini görüyoruz. Hatta çok şevkle yaptığı yazmanlığı bile eskisi gibi yapamaz duruma gelir. Ne yazık ki hayatına bir anlam veren paltosunun hırsızlar tarafından çalınmasıyla dünyası başına yıkılan Akakiyeviç, kendinden üst düzeyde olan bir kişiden yardım ister. Fakat bu kişi, kendinden düşkün
PaltoNikolay Gogol · Ayrıntı Yayınları · 201546,2bin okunma
9/10
·208 syf.··
2021 19. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2021 15:50
Olaylar zamanda yolculuğun mümkün olduğu bir kafede geçiyor. Fakat bu zaman yolculuğunda çeşitli kurallar var. En önemli kurallardan ikisi: önüne koyulan kahvenin soğuması kadar bir zaman içinde şimdiki zamana dönmen gerekiyor ve bu kısa sürede ne yaparsan yap şimdiki zamanda olan olayları değiştiremezsin. Olacak olayları değiştiremediğin için bu yapılan zaman yolculukları ilk başta yararsız gibi görünse de o kısa zaman içerisinde yaşananlar sonucu geriye dönenler hayatlarında yeni bir farkındalığa varıp kişiliklerinde ve davranışlarında büyük gelişmeler kaydediyorlar. Hiçbir şeyi değiştiremeyecek olmasına rağmen 4 öyküde de genel olarak kişilerin pişmanlık ve vicdan azaplarından dolayı sevdikleri kişilere söylemek istediklerini söylemek için risklerine rağmen geçmişe gitmeyi göze aldıklarını görüyoruz. Kafenin atmosferi ve müşteri ve çalışanlar arasındaki yakınlık okurken çok huzurlu hissettirdi. Bunun yanı sıra kitap, sevdiğim insanlara yeterince sevgimi gösterip göstermediğimi onlara zaman ayırıp ayıramadığımı da sorgulamama sebep oldu. Zaman yolculuğu gibi şimdiye kadar çok fazla işlenen, nispeten klişe bir konu birbiriyle bağlantılı dört öykünün olay örgüsü içerisine gayet samimi ve yaratıcı bir şekilde işlenmiş. İkinci kitabını da okumayı düşünüyorum.
Before the Coffee Gets ColdToshikazu Kawaguchi · Picador Publishing · 201910bin okunma
Reklam