Küçük adam şimdiye kadar, kendisinin bir düşüncesi olup bunları savunabileceğine inanmamış, hep kendini yöneten kişi, fikir ve toplumun kölesi olmuş. Yaptıklarının sorumluluğunu almamak adına hep birilerinin peşine takılmış, ne dedilerse yapmış. Buna farklı millet, toplum ve dine ait olduğu için öldürmek de dahil...
''Küçük büyük adamlar, seni bir simgeye feda ettiler, sense onları seni yönetecek yerlere getirip koydun. Efendileri, sen kendin getirdin bulundukları yere...''
Onu yöneten ''küçük büyük adamlar'', onun bu zaafını çok iyi kullanmışlar, küçük adamın hiçbir şeye layık olmadığını, yönetmeye değil yönetilmeye layık olduğunu, fikirleri üreten değil ancak izleyenler konumunda bulunabileceğini içine öyle incelikle işlemiş ki en sonunda küçük adamın kendine özgüveni kalmamış. Bu eksikliğini bastırmak adına sevgi yerine nefreti, çalışmak yerine hırsızlığı, dürüstlük yerine yalan ve ikiyüzlülüğü seçmiş.
Sadece bunlarla kalmamış küçük adam, onu kurtarmanın yolunu göstermek için çabalayan, onun kurtuluşunun sadece kendi içinde olup sadece bulunması gerektiğine inanan büyük insanların çalışmalarını yerle bir etmek için sürekli bir sebep bulmuş. Bu adamın bu çalışmaları yapmak için izni var mı, hangi milletten, bir Alman mı bir Amerikan mı,bir Yahudi mi yoksa?... Oysa büyük adamın tek amacı küçük adamın içindeki gücü görüp gelecekte kendini bu bataklıktan kurtarmasını sağlamak. Ancak büyük adam tek başına onu bu bataklıktan çıkaramaz. Çünkü küçük adamın kendisinden başka hiç kimse onun kurtarıcısı olamaz.
''Mutluluk, uğrunda çalışılmasını gerektirir; mutluluk gökten yağmaz, kazanılır. Oysa sen mutluluğu yalnızca yalayıp yutmak istiyorsun; bu yüzden senden kaçıyor o da; senin kendisini kemirmeni, yutmanı istemiyor.''
Ailesine hiç sevgi göstermemiş, karısına içinden