Bazen akşam rüzgârı estiğinde nefes alabildiğimi hissettiğim için ne kadar şanslı olduğumu düşünürüm; cehennemde rüzgâr olmadığını söylerler, o halde burası cehennem olmamalı ne şanslıyım derim. Öyle ki günün yirmi dört saati içinde, sadece o ana sahip olarak yaşayabileceğimi hissederim. İnsanlar olarak epey karmaşık yaratılmış olsak da bazı yönlerden son derece basitiz. Yalnızca nefes almanın güzelliğini hissedebildiğim ufak bir zamana, günde bir saatliğine ya da on dakikalığına da olsa, hayatta olduğum için bunu hissedebiliyorum diye düşünebileceğim bir zamana sahip olsam yeter.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Elli yaşlarındaki kadın, gençliğinde uyumlu davranıp fedakârlıkta bulunarak yaşamayı doğal bulduğunu, ancak günümüzdeki gençlerin artık öyle bir yaklaşım sergilememesinden memnuniyet duyduğunu söyledi. Bunun üzerine birisi, gençlerin uyumlu olup fedakârlık yapabilmesi için umuda ihtiyaç olduğunu ancak günümüzde umut olmadığı için gençlerin bu gerekliliği bile hissedemediklerini söyleyerek elli yaşlarındaki kadını afallattı. Kadın bunu doğrulamak istercesine gençlere baktı, gençler başını sallayarak onaylayınca kadın, geriye umut edilecek bir şey kalmadığı söyleminin onu ne kadar üzdüğünü belirtti.
Bir keresinde, roman karakterlerinin hepsi biraz uyumsuz kimselerdir, o yüzden yaşamın içinden, sıradan insanları temsil ederler demiştin ya. Hepimiz uyumsuz olduğumuz için birbirimize çarpınca incinip incitiyoruz işte. Bu senin de sıradan bir insan olduğun anlamına geliyor. Hepimiz öyleyiz. Yaralayarak yaşıyoruz.
Doğrusu ben okuyucu oranının düşük olmasının bir problem teşkil ettiğini söylemek konusunda temkinliyim çünkü bu durumun altında meşguliyet, vakit eksikliği ve mental rahatlığı yakalayamamak yatıyor; ne de olsa zamanla yarışan sisteme sahip bir toplumuz.