Hepimiz güvenceyi biriktirdiklerimizde ararken, o ölümün ansızın gelişinin biriktirmeyi nasıl gülünç bir duruma soktuğunu anlatıyordu hal lisanıyla. Ölüm bu biriktirdiklerini beklemez diyordu kanaatkâr bir edayla.
Biz toprağı eşelemeye devam ediyorduk.
Gölge bir dünyadan getirdiklerimle huzurunda
yüzümün gölgelenmemesi, amellerimdeki niyetimin kekemeliğini gidermesi, hislerimdeki tüm dünyevi düğümlerin çözülmesi için kalbin Tür Dağı’nda Musa peygamberimin dilini niyet edip söylüyorum.
"Rabbişrah lî sadri.
Ve yessir lî emri.
Vahlul ukdeten min lisânî.
Yefkahü kavli."
Biz çoğu zaman dünyadan aldıklarımızla bir şey olduğumuzu zannediyoruz. Hålbuki dünyaya verdiklerimizle bir şey oluyoruz.
Verdiğimiz ilimle, yaptığımız yardımla, bir başkasının elinden tutmakla... Yani hürmetle, merhametle ve hizmetle...