Şuan Semerkant'ı okuyorum. Daha Önce Vladimir Bartol'un Alamut kitabını okumuştum. Bu romanların ortak özelliği Hasan Sabbah ve Nizamülmülk arasındaki çekişmeden bahsetmesidir. Alamut romanı akıcı ve anlaşılır olmakla birlikte bazı yerlerinde sizi şaşırtacak olayları anlatıyor. Hasan Sabbah'ın fedailerini nasıl yetiştirdiği ve kendi davasına nasıl inandırdığı gibi olaylara tanık oluyorsunuz. Nizamülmülk'ün de devlet adamlığının övüldüğü romanda bu ikili arasındaki çekişmenin geçmişine dair bilgilerde mevcut. Şuan okuduğum Semerkant romanı ile Alamut romanlarının içerik olarak olayları anlatmada farklılıkları olduğunu söyleyebilirim. Semerkant'ta Alamut'a göre olaylar daha farklı gelişiyor. İki zıt görüş diyebilirim. Alamut'u zevkle okumuştum sizlere de öneriyorum. Semerkant için de aynı şeyleri söyleyebilirim. Tarihe ilgisi olanların mutlaka okuması gereken romanlardan birisi Alamut.
Her gün biri çıkar, başlar, benim ben demeye,
Altınları, gümüşleriyle övünmeye.
Tam işleri dilediği düzene girer,
Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye