Tayfun Eliş

Tayfun Eliş
@elistayfun
“Hayat, tesadüflerin güzel renkleriyle boyanmış bir tablodur."
54 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Seher
Puan vermedi·140 syf.··
2021 1. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2021 02:57
Farklı hikayelerin kendi içinde barındırdığı bambaşka hayatlar. Aslında sürekli tanık olduğumuz ama umursamadığımız ve duymak istemediğimiz durumlar. Bir çırpıda okunabilir. Hikayeden hikayeye atlıyorsunuz. Tabi ki bazı hikayeler çok üzüyor. Bazıları da tebessüm ettirebiliyor. Selahattin Demirtaş'ın o insanın içini ısıtan dilini bu kitabında hissettim. Bazı hikayelerde olaylar çabuk gelişip çabuk sonuçlandı. Hani birşey izlerken biter de bitmesini istemezsiniz. Onun gibi hissettim. Bazı hikayelerinde kendi hayatından kesitler var. Bu kısımları sevdim. Toplumsal olaylara duyarlılığını zaten biliyorduk siyasi kişiliğinden. Bunu kitaba yansıtması ve bu olayları dile getirmesi etkiledi beni. Okumak isteyenlere, öneriyorum bu kitabı. Kolay değil şu zamanda böyle yazar kişiliğine sahip siyasetçi bulmak.
SeherSelahattin Demirtaş · Dipnot Yayınları · 201712,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·847 syf.··
2020 22. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2020 23:55
Taht Oyunları, okumak için geç kaldığım eserlerden bir tanesi. Okudukça her sayfasında kendime hayıflandım. Romanın fantastik ögeler içermesi bir yana. Şahane bir anlatım söz konusu. Müthiş bir akıcılık var. Bu yönden herhalde severek okuyacağınızı düşünüyorum. Benim şahsi olarak romanlarda bir başka konuya geçiş yapıldığında geçmiş konudan kopma durumum oluyordu. Ancak bu kitapta geçişler olmasına rağmen konuya son derece hakim kalabiliyorsunuz ( Diziyi izlemem de etkili olmuş olabilir ). Diziyi izleyenler için şunu söylemek istiyorum. Kitap kendi içinde çok fazla ayrıntı barındırıyor. Yaşanan bir çok olayın altında yatan nedenlere hakim oluyorsunuz. Gerçekten barındırdığı fantastik ögeler, karakterlerle beraber kendisine özgü farklı bir dünyada olduğunuzu hissediyorsunuz. Herkese öneriyorum.
Taht OyunlarıGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınları · 201310,8bin okunma
Amok Koşucusu
8/10
·83 syf.··
2020 21. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2020 02:51
Stefan Zweig kitapları, uzun bir gemi yolcuğunda limanlardan birine uğramak gibi. Benim için de bu limanlardan birisi. Kitaba gelecek olursak özetle Kalküta'dan Avrupa'ya gelen bir gemide karşılaşan iki kişiden birisi doktor. Olaylarda bu doktorun ağzından anlatılıyor. Arada asıl anlatıcı da araya giriyor. Kitabı okurken aslında insanın bazı dehşet anlarında kendinde olmadığında kötü şeyler yapabileceğini düşündürtüyor. Hindistan'da kendini yalnız hisseden bir doktor, kendi gibi bir Avrupalı kadının yardım talebinden sonra ona karşı saplantılı bir duygu besliyor. Tabi bu durumun sonradan neden olduğu başka hadiseler meydana geliyor. Psikolojik çöküş süreci kısaca. Son derece akıcı bir dile sahip. Tek seferde okunacak bir kitap.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Venedik Yayınları · 2018134,6bin okunma
Leylim Leylim
8/10
·207 syf.··
2020 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2020 07:11
·
Milena'ya Mektupları okuduktan sonra aslında mektup olayındaki samimi duygulara ve gerçek tepkilere hayran kaldım. Sonuç olarak belli bir kurgu kaygısı yok ve olduğu gibi insanın kendisini yansıtan sözler olması etkileyici gelmişti. Leylim Leylim ise Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e yazdığı mektuplardan oluşuyor. Bu mektuplar sonradan Leyla Erbil'in de onay vermesi ile böyle bir eser ortaya çıkmış. Ahmed Arif'in şiir kitabını kuşkusuz hepimiz biliyoruz. İşte bu şiir kitabının oluşum süreci de bu mektuplarda yer alıyor. Bu kısımlarda özellikle keyif aldım diyebilirim. Ahmed Arif, o dönem koşullarını da yansıtıyor. Kendi dava süreçlerinden bahsediyor. Çok sert eleştiriler yapıyor bazen o dönem yazarlara. Mektuplar tek bir taraftan yazılmış ve sadece Ahmed Arif'in yazdığı mektuplar var. Leyla Erbil'in cevaplarını ancak satır aralarında veya Ahmed Arif'in yazdığı mektuplardan çıkarım yaparak anlayabiliyorsunuz. Dil konusunda konuşmam gerekirse Ahmed Arif akıcı yazıyor olsa da bolca küfür barındırıyor mektuplar. Bu yüzden okurken şaşırmayın. Çok değişik kelimeler de duydum. Okumak isteyenler bu söylediklerimi dikkate alırsa iyi bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Ben yine aşk mektupları gözüyle değil de daha çok dönemin siyasi, kültürel, ekonomik durumlarını yansıtan mektuplar olarak baktım. Bu kısım okumayanlar içindi. :) Okumuş olanlar için konuşmam gerekirse Ahmed Arif'e dair merakı olanlar için sanırım sarsıcı ayrıntılar beslediğini görmüşsünüzdür. Ahmed Arif şiirlerinde gördüğümüz o salt duygular ve sözler mektuplarında da yer alıyor. Tabi ki mektuplarda yer alan o ağır küfürler çok dikkat çekiyor. Hani özellikle karşısındakini insanın bir kadın olması ve bu kadar küfürlü konuşması garip gelebilir. Ama Ahmed Arif'in bu konuşma tarzından Leyla Erbil pek şikayetçi değil.
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,6bin okunma
Satranç
8/10
·79 syf.··
2020 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2020 08:08
Kitabın içeriğiyle ilgili pek birşey anlatmayacağım. Rahatlıkla bir saatte en kötü bir buçuk saatte okunacak bir kitap. Bakmayın 3 günde bitirdiğim yazdığına. Bu sabah okumaya başladım. Kısaca olayın özüne değinmek gerekirse dünyaca ünlü bir satranç ustası var. Mirko Czentovic adındaki bu satranç ustası aslında dışa karşı kapalı hatta bir çok konuda da yeteneği olmayan birisi. Tabi olaylar adını bilmediğim başka bir kahraman tarafından anlatılıyor. Özetle satranç turnuvasına giden bu arkadaşlar bu yolculukta Dr. B. adındaki asıl kahramanımız ile karşılaşıyorlar. Tabi olaylar bundan sonra başlıyor. Dr B., bir satranç oyununa müdahil olarak oyunun seyrini değiştirir. Buraya kadar herşey normal. Arkadaşlarımız, Dr. B.'nin yanına gidip onu tebrik eder. Dr. B. de sanki yıllardır içinde tuttuğu duygularını bir anda anlatıcı kahramanımıza anlatmaya başlıyor. Şimdi bu kısımdan sonra tamamen yorumuma dayalıdır. Tarih ile ilgilenen insanlar, Hitler döneminde insanlara ne tür işkenceler edildiğini ve çeşit çeşit sorgulamalara tabi tuttuklarını da bilir. Bunların bir kısmı fiziksel bir kısmı zihinsel şiddettir. Dr. B. de zihinsel şiddete uğrayan bir insan. Aslında bu yalnızlık ve hapsolma durumu bir süre sonra dayanılmaz bir acıya dönüşür. Günümüzü baz alarak konuşuyorum. Sürekli sosyal medyada aktif olan bir insanın bir hafta sosyal medyadan uzaklaştırıldığını düşünelim. Bu insanda oluşacak travma ilk başta küçük çapta olsa da daha sonra dayanılmaz bir acıya dönüşme ihtimali yüksektir. Başka bir durumu ele alalım kötü bir süreç yaşıyoruz. Covid-19 salgını yüzünden evlerdeyiz. İlk başta daha kabul edilebilir bir durumken bir süre sonra artık insanlar bu duruma dayanmamaya başlıyor. Hikayenin özüne inmeden Dr. B. de böyle bir durumda kendisine çıkış yolu bulmaya çalışıyor. Nazi
SatrançStefan Zweig · Venedik Yayınları · 2018279,1bin okunma