Milena'ya Mektupları okuduktan sonra aslında mektup olayındaki samimi duygulara ve gerçek tepkilere hayran kaldım. Sonuç olarak belli bir kurgu kaygısı yok ve olduğu gibi insanın kendisini yansıtan sözler olması etkileyici gelmişti.
Leylim Leylim ise Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e yazdığı mektuplardan oluşuyor. Bu mektuplar sonradan Leyla Erbil'in de onay vermesi ile böyle bir eser ortaya çıkmış. Ahmed Arif'in şiir kitabını kuşkusuz hepimiz biliyoruz. İşte bu şiir kitabının oluşum süreci de bu mektuplarda yer alıyor. Bu kısımlarda özellikle keyif aldım diyebilirim. Ahmed Arif, o dönem koşullarını da yansıtıyor. Kendi dava süreçlerinden bahsediyor. Çok sert eleştiriler yapıyor bazen o dönem yazarlara. Mektuplar tek bir taraftan yazılmış ve sadece Ahmed Arif'in yazdığı mektuplar var. Leyla Erbil'in cevaplarını ancak satır aralarında veya Ahmed Arif'in yazdığı mektuplardan çıkarım yaparak anlayabiliyorsunuz. Dil konusunda konuşmam gerekirse Ahmed Arif akıcı yazıyor olsa da bolca küfür barındırıyor mektuplar. Bu yüzden okurken şaşırmayın. Çok değişik kelimeler de duydum. Okumak isteyenler bu söylediklerimi dikkate alırsa iyi bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Ben yine aşk mektupları gözüyle değil de daha çok dönemin siyasi, kültürel, ekonomik durumlarını yansıtan mektuplar olarak baktım. Bu kısım okumayanlar içindi. :)
Okumuş olanlar için konuşmam gerekirse Ahmed Arif'e dair merakı olanlar için sanırım sarsıcı ayrıntılar beslediğini görmüşsünüzdür. Ahmed Arif şiirlerinde gördüğümüz o salt duygular ve sözler mektuplarında da yer alıyor. Tabi ki mektuplarda yer alan o ağır küfürler çok dikkat çekiyor. Hani özellikle karşısındakini insanın bir kadın olması ve bu kadar küfürlü konuşması garip gelebilir. Ama Ahmed Arif'in bu konuşma tarzından Leyla Erbil pek şikayetçi değil.