“İnsan bazen göremeyeceklerinden korkmaz. Onları son kez görüyor olma ihtimalinden korkar…”
Mafalda küçük bir kız… ama büyük bir gerçekliğin içinde…
Stargardt hastalığıyla gözlerini kaybedeceğini bilen küçük bir kız…
Ama bu kayıp bir anda değil, yavaş yavaş yaklaşır…
Tıpkı kiraz ağacıyla arasındaki mesafe gibi…
Her gün biraz daha kısalan, her gün biraz daha daralan bir mesafe…
Yapamadığı şeyleri değil, yapamayacaklarını yazdığı bir liste…
Her çizik, küçük bir vedanın izi…
Ama bu hikâye sadece kaybetmek üzerine değildir…
Aksine, kaybederken neye tutunduğunu anlatır insanın…
Kiraz ağacı sadece bir ağaç değil…
Mafalda’nın hayali, sığınağı, özgürlüğü…
Dünya kararsa bile yukarıdan bakabileceği son yer…
Ve bir noktadan sonra…
Kiraz ağacıyla arasındaki mesafe önemini yitirir…
Çünkü mesafeler gözle ölçülür…
Ama bağlar kalple…
Ottimo Turcaret (kedisi) ile vedalaşamaması içimi acıttı. Bazen vedanın bile yarım kalması insanı daha çok yaralıyor.Kiraz ağacıyla arasındaki mesafenin anlamını kaybetmesi ise çok derindi. Estella’nın mektubu hem hüzünlü hem umut doluydu.Kitaptaki çizimler de çok hoşuma gitti.Ve şunu düşündüm: Bu bir çocuk kitabı gibi görünse de insana kaybetmeyi, kabullenmeyi ve yine de tutunmayı öğreten çok derin bir hikâye.Çünkü insan bazen en büyük dersleri en küçük kalplerden öğrenir…