Kürk Mantolu Madonna 'dan sonra okumuş olduğum ikinci kitabı oldu, İçimizdeki Şeytan.
Daha çok toplumsal bir eleştiri niteliği taşıyan bir kitap olduğunu sanmıştım, ilk elime aldığım zaman. Ama sonradan anladım ki vicdan temalı konuya sahip olan bir kitapmış.
İçimizdeki Şeytan'ı geçen senelerde elime almış, okumaya başladığım zaman yalan yok birkaç sayfasını okuyup sıkılmıştım. "Daha zamanı var." deyip bırakıvermiştim. İyi ki de öyle yapmışım yoksa birçok şey gözümden kaçmış olacaktı.
Kitap dediğim gibi vicdan temalı bir kitap. Babasının öldüğünü bilmeden Emine teyzenin yanında yaşayan, biricik Macide. Öbür yanda da ona ilk görüşte tutulmuş olan Ömer... Kitap aynen bu şekilde başladı. Daha sonra araya eskiden yaşanan olaylar, eskide kaldığını zannettiğimiz fakat tesadüf eseri ortaya çıkan insanlar vs. giriyor. Ömer ve Macide maddi açıdan kötü duruma düşüyorlar. Ömer neredeyse herkese, tabiri caizse havada uçan kuşa bile borcu olacak hale geliyor. Yaptığı şeyleri içindeki "şeytan"a yüklüyor, sürekli onu suçluyor. Kitabın adı da buradan geliyor zaten, İçimizdeki Şeytan.
Daha sonra neler olduğunu, bu iki aşığın ne hallere geldiğini, neler yaşandığının öğrenmek istiyorsanız eğer sizi, anlaşılması kolay bir olay örgüsüne sahip olan, sürükleyici ve bir o kadar da acıklı olan bu eseri okumaya davet ediyorum.
Tabii ki bir
Kürk Mantolu Madonna etmez ama yine de üzerinde konuşulacak konulara sahip olan bir eser.
Keyifli Okumalar dilerim! :)