Fakat kıpırdamıyordu ve gözlerini, etrafını saran boşluğa, Zio'nun namevcut bedenine, güneşteki beyaz şekle dikmişti, bu sırada ben birinden ayrılmanın yalnızca bir defada ve sonsuza dek olup bitmediğini, günler, aylar ve seneler boyunca defalarca, yoksunluğun sonunda kalbinizi talan etmekten bıkıp usandığı o âna kadar sürdüğünü düşünüyordum. Kendime şöyle diyordum: Ayrılmak, aylar ve seneler boyunca, ta ki yoksunluk bundan bıkana ve, tabii eğer bu mümkünse, sizi yavaş yavaş rahat bırakana kadar defalarca ayrılmaktır.