Bir düşman gemisine sığınmış olarak ve iki düşman harp gemisinin muhafazasında son Afrika topraklarından, son Türkler olarak ayrılışımız çok hazin oldu. karadan açılınca ve hatta kara kayboluncaya kadar arkada bıraktığımız topraklara uzun uzun baktım. Çok içli, çok müteessirdim. Nihayet Akdeniz'e inen akşam esmerliği içinde son ufuklarda kararırken bu kaybolan torakları elimle selamladım. ve gözlerim yaşararak inledim: Elveda Trablus elveda!
Yunanlar Alasonya' ya gece vakti girdiler. Minarelere çıkan altı hoca düşmanı tüfek ateşi ve lanetle karşıladı. Bu kaçamamış olan tüm Müslümanların kurban gittikleri bir katliama bahane oluşturdu. En çok vahşeti yakın köylerin Rum sakinleri yaptılar. 1897' deki şiddet hareketlerinin öcünü almak için şehre girdiler. Katliamdan sonra bütün İslam evlerini tahrip ettiler ya da yaktılar. Tüm şehir sabaha kadar muazzam bir yangın manzarası oluşturdu. Oysa Türkler çekilirken kimseye zarar vermemişlerdi.
Aram Andonyan
Rumeli'ye Elveda : Taha Akyol
"Rumlar ve Ermeniler artık dış ticarette olduğu kadar bankacılık ve sanayi faaliyetlerinde de egemen durumdadırlar. Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk kez 1913-1915'te yapılan sanayi sayımı da bu eğilimi doğrulayacaktır. Sayımı yapılan sanayi kuruluşlarına yatırılmış sermayenin % 50'si Rumların elindedir, % 20'si Ermenilere, % 5'i Yahudilere aittir. Geriye kalanlar yabancılar (% 10) ile Müslümanlar (% 15) arasında paylaşılmıştır. Demek ki Birinci Dünya Savaşı'na kadar sanayi sermayesinin dörtte üçü gayrimüslimlerin elindedir."