Elif

Schrödinger'in Kedisi. Bu deneyi hiç duydunuz mu?
"Schrödinger'in Kedisi. Bu deneyi hiç duydunuz mu? Bu, düşünsel bir deneydir. Bir kedi hava alan bir kutunun içine, yanında zehirli bir gaz şişesiyle koyulsun ve bu zehrin şişeden salınmasını sağlayacak sistem, bozunma ömrü bir saat olan bir radyoaktif parçacıkla kontrol edilsin. Schrödinger'e göre bu bir saat içinde kedinin ölü ya da diri olma olasılıkları eşittir, biri kutuyu açıp olasılığı tek bir kesinliğe indirgeyene kadar kedi hem ölü hem diridir. Einstein bu durumu kabullenememiş ve o meşhur soruyu sormuştur: Siz ona bakmıyorken Ay'ın orada olmadığına mı inanıyorsunuz?"
Sayfa 26·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Onu avuçlarıma aldım, paramparça ettim ama sonra kıyamadım
Şimdi geriye dönüp baktığımda onu bu denli güzel kılanın ruhu olduğunu görebiliyorum, sanki ait olduğu yerde değildi ve yolunu kaybedip bu dünyaya gelmişti. Kendisinin bile bunun farkında olduğundan emin değildim, o ruh bu sıradan hayatta boğulmuyor muydu? Bir de anlam veremediğim bir hüznü vardı, sanki gözlerinin içine baksam her duyguyu ustalıkla saklar ama acıyı bir tokat gibi insanın suratına çarpardı. Ne yaşamıştı? Hüznü bu dünyaya, yaşadıklarına da ait değil gibiydi, ruhu kaybolduğunun farkında gibiydi. O hüzün bana gizemli geldi. Kaos arttı. Onu yok etmek istedim, sonra yok etmek istediğim ruha dokunmak istedim. Dudaklarım ellerimin öldürmek istediği bedeni keşfetmek istedi, onu arzuladım ama durmalıydım. İçimdeki iyilik onun karşısında hiç olmadığı kadar güçlüydü, kötülükse iyiliğin karşısında büyüdü. Kaos arttı. Başlangıç nefret ve kıvılcım büyüklüğünde bir meraktı; onu bir yangın takip etti, zaman geçti, yangın sönmedi ama nefret neredeydi? Bir gece o ruhun kaybolduğu için değil de bir arayış için bu dünyaya geldiğini hissettim; o gece, uykunun derinliklerindeyken yüzünü boynumun girintisine sakladığı geceydi. Sanki ait olduğu yeri bulmuş gibiydi. Kaos arttı. İçimdeki savaş kırıp dökmeye başladı, hem onu hem beni. Bırakmak istedim, gitmesini ve beni kötü bir anı olarak hatırlamasını istedim ama o karşımda durdu ve bana bir mucizeymişim gibi baktı. Bu mümkün olamazdı, olmamalıydı. Onu avuçlarıma aldım, paramparça ettim ama sonra kıyamadım, o parçaları tek tek topladım. Parçalarını topladığım için bana minnetle baktı.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Alıntı
"Gökyüzüne baktığımızda geçmişi görüyormuşuz, gördüğümüz yıldızların aslında çoktan öldüğünü söyledi. Yıldızlar uzaklarda olduğu için yaydıkları ışık onlar öldükten çok sonra bize ulaşıyormuş ve biz gökyüzünde geçmişi görüyormuşuz."
Sayfa 14·Kitabı okudu
Alıntı
"Küçükken sana bir söz vermiştim, hatırlıyor musun?" diye sordu Nazlı yaralı, yırtıcı bir hayvana şefkatle yaklaşır gibi. "Kendini yalnız hissettiğin her an orada ben olacağım demiştim." "Yalnızlık birinin sana gelmesiyle geçmez Nazlı," dedim soğuk bir sesle. "Senin birine gitmenle geçer. Ben sana hiç gelmedim."
Sayfa 9·Kitabı okudu
Alıntı
Ölürken ruhumuzda doğduğumuz anda taşıdığımızdan daha fazla yaşam taşırız, hiçlikse içinde varlığın tamamını taşır. Sıfır. Yaşam, ölümün kendisidir. Var olan her şey yok olma eğilimindedir. Sıfır. Hem var olmanın başlangıcı hem de varlığın yok olduğu andır.
Sayfa 7·Kitabı okudu
Alıntı