Bu kitabı gerçekten çok sevdim ve çok pratik buldum. Kendi arkadaşlıkta aradığım yakınlığı bulamama takıntıma resmen ışık oldu ve arkadaşlıkta "mesafe yakınlığı, enerji,zaman" formülü gerçekten bana perspektif kazandırdı. 20 lerin başındayken bu kitabı okumam fazla empatik olan benim için çok yararlı olduğuna inanıyorum. Okuyun !!!!
İlginç bir konusu vardı kitaptan genel bir çıkarım yapsak 1- alkol ve uyuşturucu dostumuz değildir 2- belki de kimse tam olarak dostumuz değildir. SPOİLER! Kitabın artık baskısının yapılmamasını anlayabiliyorum özellikle ensest ilişki ayrıntılı anlatılmasa da herkesin normal karşılaması beni çok rahatsız etti bir de bunny öldükten sonra bulunması cenazesi bu kadar ayrıntıya gerek var mıydı nerdeyse 200 sayfa hiçbir şey olmadı son 150 sayfada olaylar coştu ve ayrıntıya girilmedi mesela camilla henry ilişkisi?? Nasıldı niyeydi hiç anlamadık yani oraya yürüdüm burdan geçtim şurda içtim ayrıntıları beni boğdu biraz ama yine de ilginçti
Kitapta anlatıcının derin zihinsel kapasitesine rağmen hayatta pasif oluşu ve zorba tarafından bunun sürekli eleştirilmesi bana gerçekten çok "gerçek" geldi. Kitap yazılalı 100 yıl olduğu halde hala olaylar üzerine uzun tartışmalar ve tespitler yapılıp pratikte hiçbir etkisi olmayan binlerce entelektüel insanımız var.
Ayrıca yunan gözünden coğrafyamıza bakmak farklı bir deneyim oldu. Önyargılarımızı kenara koyabilsek hepimiz buralarda yaşayan aşağı yukarı aynı hayatları yaşayan aynı yemekleri yiyen insanlarız işte. İnsanız.
Kitabın çevirisinin 1960lardaki çeviri olması biraz okumamı zorlaştırdı bilmediğim kavramlar vardı ama okuma keyfini bozacak kadar değildi
Kitapta geçen "santur"a daha önce rastlamamıştım. Çok iyi santur sanatçılarıyla tanıştırdı bikaç gündür günlerimin arka planında yer alıyor bu da ayrıca bir kazanım oldu.
Kısaca farklı noktalara dokunan çok güzel bir kitaptı. Okuyun okutturun.
Bu ülkedeki aydın düşmanlığı dün başlamadı, yıllardır yaşanan bu acılar sistematik baskı ve korku kültürü güzel ülkemin havasına suyuna edebiyatına müziğine sindi. Sonraki nesillere aktarımda da livanelinin güzel akıcı kaleminden yine güzel bir kitap çıkmış. Okuyanlar sanmasın ki bunlar geride kaldı. Hala bugün de hapishaneler okumuş insanlarla dolu. Zulüm devlet geleneği bizde
1911de yazılmış bi romandan korku olarak beklentim yoktu ama cinli yerli hikayeler yabancı gerilim hikayelerine göre çok çok daha korkutucu oluyor bu kitap da benim için ürkütücü bi deneyim oldu