"Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? " (Tevbe, 38) Bir avuç toprak için ebedî sarayları mı sattınız? Fani zevke kanıp baki cenneti ucuz mu gördünüz? "Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? " (Tevbe, 38) Damlaya talip olup deryayı mı unuttunuz? Üç günlük misafirhaneyi, sonsuz vatana tercih mi ettiniz? "Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? " (Tevbe, 38) Gölgeye aldandınız da güneşi mi inkâr ettiniz? Emanet mal ile mağrur olup asıl Mülk Sahibi’ni mi unuttunuz? "Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? " (Tevbe, 38) Hesap var, mizan var, sırat var dediler; duymazdan mı geldiniz? Nefes sayılı, ecel gizli dediler; umursamaz mı oldunuz? ___ /Güven Taşdemir
1000Kitap
Saf ve temiz duygularınızı bir kadına emanet etmeyin.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bugün yks giren tüm öğrencilere başarılar diliyorum. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Peygamberler efendimizin yolunda onun ilminde yolunda helal yerlerde olun inşallah 🤲🏼❤ Allah'a emanet olun ❤
Mucizemin Adı Sen
Adını fısıldıyor içimde sustuğum ne varsa, Sen, bir çöl ortasında bulduğum o serin vaha... Gözlerim gözlerine değdiği o ilk andan beri, Kalbim, adını ezberleyen derviş gibi rüyada. ​Dokunduğun her yer çiçek açıyor ruhumda, Karanlık, senin o derin bakışınla dağılıyor. Ben sende buldum kaybolan tüm renklerimi, Sensiz geçen günler, sanki hiç yaşanmamış sayılıyor. ​Sen, ömrümün en çıkmaz sokağında karşıma çıkan yol, Kurumuş toprağıma yağan o en şefkatli yağmursun. Kaderimin en zarif, en güzel hediyesi; Dile getiremediğim duaların cevabı, mucizemin adı sensin. ​Yorulmuş kalbimi yasladım senin limanına, Şimdi hangi rüzgâr esse, kokun doluyor odama. Yaradan’ın bana lütfettiği en kutsal emanet, Ömrümün geri kalanı, mucizemin adı; yalnızca sen...
Şiir
✩‎。:•.───✨‏───.•:。✩‎ “Hadi birlikte İnşirah okuyalım. Allâh ﷻ kalbimizi genişletir. Merak etme; hiçbir tahayyül, mukadder olanı değiştirmeye yetmez. Kalbini ferah tut. Dua edelim. Şurada güneşe ne kaldı?” Umutsuzluğa kapılmayın..._ _*" İnşirâh " yaralı bir kalbe,*_ _*Kırk diyar öteden bulur ve gelir....*_ Rabb'im ﷻ yüreğinizdeki umuda "İnşirâh lûtfeylesin" En Güzel'e Emanet olun ✨ 🌙 💐
Din İslam
Kul Hakkının İndirgenemezliği - MÜFLİS
İslam ahlak ve hukuk geleneği, kul hakkını (hukûku’l-ibâd) Allah hakkından (hukûkullah) ayırmış ve onu daha ağır bir yükümlülük olarak konumlandırmıştır. Allah hakkı tövbe ve ibadet ile telafi edilebilir; kul hakkı ise ancak hak sahibinin helalliğiyle düşer. Kıyamet gününde “müflis” olanın kim olduğunu bildiren meşhur hadis, namazı, orucu ve haccıyla gelip; ama dövdüğü, malını yediği, özgürlüğünü gasp ettiği, kanını döktüğü insanların hakları kendisinden alındıkça sevapları tükenen ve nihayetinde onların günahları sırtına yüklenerek cehenneme atılan kişiyi tarif eder. Bu, fıkhın değil, doğrudan Peygamberî öğretinin merkezindeki bir uyarıdır. Hz. Ömer’in valilere ve kadılara yazdığı mektuplar, Hz. Ali’nin Mâlik el-Eşter’e gönderdiği meşhur ahidnâme, bu uyarının devlet adamı ve hâkim için ne anlama geldiğini ayrıntılarıyla ortaya koyar. Hâkimin, hak sahibinin yüzüne bakışı bile bir hak meselesidir; huzurunda taraflardan birini diğerine tercih edişi bir haksızlıktır; kararının gerekçesini açıkça yazmaması bir zulümdür. Klasik fıkhın “kaza adabı” başlığı altında topladığı bu hükümler, hâkimliği bir meslek olarak değil bir emanet olarak tanımlar. Emanetin sahibi ise her şeyden önce mazlumdur. İmam Gazzâlî, İhyâ’nın ilk bölümlerinde “ulemâü’s-sû’” (kötü âlimler) bahsini açar ve ülkemizde de yaygın olan bu tipi net olarak tarif eder. Sultanın kapısında duran, sofrasına davetten kimlik bulan, ilmini dünyevi makamların meşrulaştırılması için kullanan, hakikati söylemesi gereken yerde sustuğu hâlde tâli meselelerde âlimce konuşan, dilinden zühd ve takva eksilmeyen ama hâli zulme razı olan kişi. Gazzâlî, bu tipin tehlikesini sıradan bir günahkârın tehlikesinden kat kat ağır bulur; çünkü o, dini bizzat dinin aleyhine kullanır. Said Nursî de dini dünyevi mevkiin ve siyasi gücün
Alıntı