Puan vermedi·159 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:51
Semiha Ayverdi gerçek bir mütefekkir. Bu, onunla ilk temasımız değil. Küçük bir kız çocuğuyken birkaç kitabını okuduğumu hatırlıyorum. Halk kütüphanesinde, kendisi gibi asil bir köşesi vardı. Yusufçuk, ilahî aşkı anlatan; kâinat kitabını doğru okumayı öğütleyen ve bu kitabı tanıtma hizmetiyle yanan bir deneme eseri. Üslubu, zarafeti aşıp asil bir hâle dayanıyor. Ve bu asaletin beslendiği derinlik, cümlelerini de büyük ölçüde etkiliyor. Ben de her seferinde bundan çok etkileniyorum. Bir tohumun çiçeğe durmak gayesiyle gösterdiği çabayı birkaç cümleyle anlatırken hem arkadaki hakikî kudrete şükrediyor hem de çiçeğin bu yolda nerelerden geçtiğini, güneşin nasıl bir vazife aldığını, toprağın onunla nasıl hemhâl olduğunu hissettiriyor. Yazılarında zorlamadan doğan bir güzellik seziyorum. Ve bu “zorlamasız güzellik”, mütevazı bir hicap ve ölçüyle ardındaki birikimi perdeliyor. Sanki ansızın içine dolanı yazma ihtiyacı hissetmiş ve bizimle paylaşmış gibi. Oysa bunu başarabilmek epeyce zor bir iş. Her okuyuşumda bir kez daha hayran kalıyorum.
Edebiyat
YusufcukSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2025424 okunma
Çarpıcı
10/10
·288 syf.··
2026 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 01:19
Hiroşima’ya atılan atom bombasının ardından yaşananları konu alan kurgusal bir hikâye. Her ne kadar kurgu olsa da, yaşananların gerçekliği ve kitabın etkileyici dili nedeniyle oldukça duygusal bir kitap. Okurken sık sık “insan insana bunu nasıl yapar?” diye düşündürtüyor. Savaşları lanetlemenize neden olan çok güçlü bir anlatımı var. Başkahraman, patlamadan sonra en yakın arkadaşı ve onun küçük kız kardeşiyle birlikte hayatta kalmaya çalışır. Arkadaşının ona emanet ettiği küçük Keiko’yu hayatta tutmak için büyük bir çaba gösterir. Ancak bir noktada küçük çocuğu kaybeder ve tüm aramalarına rağmen onu bulamaz. Aradan yıllar geçse de başkahraman bu kaybın ve suçluluk duygusunun etkisinden kurtulamaz.
Kağıttan Son Turna KuşuKerry Drewery · Genç Timaş Yayınları · 20252,735 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·160 syf.··
2026 17. kitabı
Kitap, hayatta kabul görmüş derinlemesine içselleştirilecek davranışları, dini bir referans alarak anlatıyor. İnsan gerçekten bir durumda evet öyle diyor! Bize emanet edilen bir vücut buna sahip çıkmayı becerebilmek stresi yönetmenin bir çıktısı çok güzel akar bir kitap ama en önemli öğrendiğim.* Yaşamdan Kaçarak Huzur bulamayız* bunu aldım kitaptan ey güzel okurlar@
Stres YönetimiOrhan Erdem ·  Yakamoz Yayınları · 202420 okunma
Puan vermedi
Esme’nin “yok oluşu”, fiziksel olarak kaybolması değil; ailesi tarafından akıl hastanesine kapatılması, yıllarca unutulması ve adeta aile tarihinden silinmesi anlamına gelir. Roman, bir kadının toplumun beklentilerine uymadığı için nasıl görünmez hale getirilebildiğini anlatır. Kadın sadece toplum geneline aykırı diye yıllarca akıl hastanesine/ yalnızlığa mahkum edilir Kadının kaç yüzyıl kaç farklı medeniyette daha adı yoktu kimbilir??
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20243,010 okunma
Saatleri Ayarlama Enstitüsü Müdiriyet-i Umûmiyesi’ne
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
​Saatleri Ayarlama Enstitüsü Müdiriyet-i Umûmiyesi’ne ​ Sayın Tanpınar, ​Bu mektup geçmiş zamanın tozlu raflarına terk edilmiş bir özlemin yankısını taşımaktadır. İstanbul’un tüm ihtişamıyla yansıdığı o tabloların nesneleşmiş anlara atılmış bir çentiktir harflerim ve her bir cümlem yaşanmamış günlerin çetelesini tuttuğum ruznâmeden alıntıdır. Zamana çentik atmaya başladığım o ilk andan itibaren bu güne değin süren bu gecikmişlik hâli, Mübarek’in çarkları arasında daha da bilenerek dışavurmaya devam ediyor. ​Eskimiş yüzlerin bir izdüşümü olan bu gecikmişlik beyanı, aklımı kalbimin çekmecesinden çıkardığım o "geniş zaman" algısına ram olduğum şu ezelî ve ebedî saniyeden itibaren nihayete eriyor. Kalemim parmaklarımın esaretinden kurtulup ürkek ve marazlı sözcüklerim, kırık kanatlarıyla Boğaz’ın sisli sularına doğru yola çıkmaya hazırlanıyor. Zarfımı anın geniş ufkuna emanet ediyor, pulunu geleceğin meçhul boşluğuna mühürleyip tüm zamanları içine alan bu müşterek iç döküşü, bu hüzünlü senfoniyi sizinle paylaşıyorum. ​İnsan, fikirlerini de büyütürmüş meğer kendi tenhalığında... Ben de büyüttüm yıllarca söylencelerin ağırlığını omuzlarımda. Tıpkı Nuri Efendi’nin saatlere yüklediği anlamlar gibi suyun derinliğindeyken ağır, yüzeye çıktığında "incir çekirdeğini" dahi doldurmayacak anlamlar... Şimdi bu anlamları "sahnemin dışında" bırakıp bu içi boş ama muazzam derecedeki ağırlıktan, dipsizliğin o derin uğultusundan kurtuluyorum nihayet. ​Evvelce zatıalinize arz ettiğim o "sükût provası" meselesi –doğrusu ben bu durumu aristokratik bir inzivada ruh terbiyesi sanıyordum ki yanılmışım– zihnimde, metruk bir mabedin estetiğiyle örülmüş bir girdaba dönüştü. Dayanılmaz hâle gelen bu trajik ciddiyeti, bu yapay mukaddesatı muhafaza edebilmek uğruna kalbime çıkan tüm yolları
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201053bin okunma
95 Tez Endüljans
3/10
·84 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 13:40
Merhabalar, bugün sizlerle beraber 95 tezi inceleyeceğiz. Ama önce yazarı olan Martin Luther'i ele alalım. 1483'te orta hâlli bir ailenin çocuğu olarak doğan Martin Luther; besteci, ilahiyatçı ve keşiş olarak hayatını sürdürmüştür. Yaptığı reform hareketleri ve yayımladığı 95 tez ile dünya tarihinde damga vurmuş isimlerin arasında kendisine hak kazandı. Yaşamı boyunca Papa'nın samimiyetsizlikle yaptığı endüljansı eleştirmiş ve her daim mücadele etmiştir. Bu metinde gerisine pek de değinmeye gerek yok. Zira bir zamanlar Papa'nın insanları nasıl kandırdığı apaçık ortada. O hâlde biz metini inceleyelim. Kitapta çoğu Papa'nın günahları bağışlamasının, özellikle para karşılığı ve samimi olmadan yapılan çıkar ilişkisinin, aşağılandığı barizdir. Ancak Papa'yı tamamen reddetmek değil onun yetkilerini kısıtlamayı seçer. Fakat kendi metininde bir o kadar çelişkili olduğu aşikârdır. Mesela ilk 10 tezde 6-8.p tezler arasına baktığınızda Papa'nın aracılığıyla Kutsal Ruh'un insanlara lütuf verdiğini söylerken, 30-35 tezler arasına baktığınızda Papa'nın insanları Tanrı'ya yaklaşırdığını söyleyenlerden kaçınılması gerektiğini ifade etmiştir. Bir yandan endüljansı reddederken öteki taraftan da Papa'nın lütuflarının her yere yayılmasını istiyor. Papa'nın insanları affetme konusunda samimi ve istekli olmasını isteyip son 5 tez de "lütuft"tan ve müjdeden kaçınılıp cehennem ve günahla insanları Tanrı'ya yaklaştırılması gerektiğini söyler. Bu kadar çelişkili ve üç maymuna oynayan bu metne verebileceğim puan ancak 3 olur. Bu metinden kalite beklemiştim ve açıkçası hayal kırıklığına uğradım. Martin Luther de Papa'dan farksız değilmiş o kadar. Aynı şeyin laciverti Neyse, Tanrıya emanet olun, ilimden başka kerametiniz olmasın.
Doksan Beş TezMartin Luther · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,368 okunma