Sen aslında bu aşkın yaşanmasını istemedin.İtiraz etme! Birisini sevmek yetmez. Cesur bir aşkla seveceksin. Öyle bir seveceksin ki ne bir hırsız, ne herhangi bir niyet veya yasa; evet, ne Tanrısal ne de dünyevi hiçbir yasa bu aşka engel olamasın. Biz birbirimizi gözü pek bir aşkla sevmedik... Sorun buydu. Ve bu senin suçundu çünkü erkeğin aşkta gözü pek olması gülünç bir şey. Aşk sizin, siz, kadınların işidir... Siz kadınların büyüklüğü yalnızca aşktadır. İşte sen bir biçimde burada başarısızlığa uğradın ve seninle birlikte olması gereken ne varsa her şey yıkılıp gitti; yükümlülük, ödev, yaşamın anlamı...
Erkeklerin bir aşk için sorumluluk almaları gerektiği doğru değildir. Severken gözü pek olmamız gerekir ama sen bir kadının yapabileceği en kötü şeyi yaptın, alındın ve kaçtın.
Yaşamımızın kendine özgü akışını belirleyen o ölümcül kararların gerçek öneminin o anda değil, çok sonraları geriye dönüp geçmişe baktığımız, eski günleri andığımız zamanlarda anlaşıldığını düşünmeye başladım.