İçimizin kötülüğünü soyut bir şekilde görsek aynı Dorian gibi kaçar, saklamaya çalışır, üzerini örterdik. Ama ne kadar kaçsak da içimizden koparamazdık. Dorianın kendisinin genç kalması, ruhunun bir portede yaşaması duası bizler için de kabul olsa, portlerimiz en an az onun kadar çirkin olur; benliğimiz aynı onun kadar küstah olurdu. İlginçtir ki, bizim ruhumuz portremize yansımasa da yüzlerimiz de, içlerimiz de onun kadar karadır. Makyajlarla, maskelerle, gülücüklerle boyadığımız bu yüzlerin altında, gerçekliğini saklayamadığımız kötülükler vardır. En nihayetinde içimizdeki kötü taraftan kurtulmak istediğimizde, aynı Dorian gibi, yalnızca kendimizi buluruz, kendimizi vururuz.
Oscar Wilde tek bir kitapla çok şey öğretmiş, çok vurucu aktarmıştır. Henry gibi bilmiş ancak bir şey bilmeyenlerle, dayanaksız yorumlarıyla donatıldığımız çok insan vardır. Basil gibi iyi bir dostluğun karşılığını asla görememiş olanlar da; Dorian gibi kendi kötülüğünden kaçamayan bizler de.