Üç kardeş, yaşarlar bir evde, Hiç benzemez birbirine üçü de.
Sen onları ayırt edeyim derken, Dönüşürler çabucak birbirlerine.
Birincisi evde yoktur, gelecek.
İkincisi çıkmış gitmiş, dönmeyecek.
Üçünden en küçügü evdedir.
O olmazsa her ikisi ne edecek?
Bildigimiz sadece üçüncüdür.
Çünkü birinci ikinciye dönüşmüştür.
Sen tam onu görüyorum derken, Bakarsın ki kardeşi görünmüstür.
Söyle şimdi: Üçü tek bir kişi mi?
Yoksa iki veya hiçbir kişi mi?
Adlarını bana sayabilirsin.
Üç kudretli hükümdar bilirsin, Bir ülkeye üçü birden hükmeder.
Ülkeyle bütünleşip bir eder.
"Bak Momo," derdi, "ne oluyor, biliyor musun? Bazen önüme upuzun bir cadde çıkıyor. Öyle uzun ki insan bunun sonu gelmez sanıyor."
Beppo bu kadarcık laftan sonra bile önüne bakarak bir süre susar, sonra devam ederdi: "O zaman acele etmeye başlıyorsun. Gittikçe daha çok acele ediyor insan.
Her önüne baktığında yolun hiç de kısalmamış olduğunu fark ediyorsun. Daha hızlı ve daha gayretli çalışıyorsun; sonunda nefesin kesilip güçsüz kalıyorsun. Ve cadde hâlâ upuzun bir sekilde seni bekliyor."
Susup biraz daha düşündükten sonra sürdürdü konuşmasını: "İnsan caddenin tamamına bakıp hemen bir karara varmamalı. Her zaman adım adım ilerlemeli. Sürekli bir adım sonrasını düşünmeli, bir adım, sonra derin bir nefes, sonra bir süpürge. İşte o zaman hayat zevkli olur. Önemli olan işini iyi yapmaktır. Öyle de olmalı."
Yeni bir yasam sürdügünüzü, yeni bir rüya gördügüniziü düşleyin. Bu yaşamda varoluşunuza mazeret bulmaya çalışmayacaksınız ve kendiniz olmakta özgür olacaksınız.
Mutlu ve haz dolu olduğunuzu düşleyin. Kendinizle ve diğer
insanlarla uyumlu bir yaşam sürdügünüzü düşleyin.
Kendi rüyalarınızı ifade etmekten korkmadığınız bir yaşam
düşleyin.