yeknes

Benna'nın en önemli özelliği, halk ile konuşurken meseleleri mümkün olduğu kadar dallanıp budaklandırmadan, anlaşılmaz kelimeler kullanmadan ve oldukça kısa konuşarak anlatmasıydı. Fıkhî konuları anlatırken bile getirdiği teşvik edici örnekler, ayet ve hadisler insanların kalbine etki ediyordu. Hiçbir zaman felsefi görüşlere ve mantıki kıyaslara girişmiyor, dikkatleri yaratıcının kâinattaki büyük kudretine, sıfatlarına yöneltiyordu. Ahireti de öğüt verici bir üslupla, Kur'an sınırlarının dışına taşmadan anlatıyor, İslâmî olan inancı vermeden önce eski yanlış inancı yıkmaya çalışmıyordu. Doğruyu göstermesi hâlinde yanlışın kendiliğinden çekip gideceğine inanıyordu. Bu şekilde insanları kendilerini savunmak zorunda bırakmıyor ve onlarla yaptıkları hatâlara gerekçe bulacak polemikleri başından engelliyordu.
Sayfa 51·Kitabı okuyor
Reklam
Rabbimiz dünya imtihanını öyle muhteşem dizayn etmiş ki, en iyi olana ulaşmak en kolayken en kötü sonuca giden yollar çok meşakkatli ve masraflı. Ancak nefis şeytanla birleşip devreye girince insanlar en iyiye giden yol için burun kıvırıyor ve en kötü yola büyük bedeller ödeyerek katlanıyorlar.
Sayfa 167·Kitabı okudu
Tüm bu düşünceler ışığında şimdi tekrar BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM, diyelim. Bu defa anlamını beynimizden geçirirken tüm kalbimizle de onaylayarak. “Her şeyin Rabbi olan Allah'ın ismiyle başlıyorum, dünyada ve ahirette bana merhametiyle muamele etmesini dilediğim Rabbime sığınarak ve her şeyin ancak O'nun dilemesiyle gerçekleşeceğini bilerek bu işime başlıyorum. Rabbim senin yardımın olmadan ben nefes bile alamam, ben sana teslim oldum, sana sığındım bu işimin hayırlara sonuçlanmasını ve bu işimle senin rızanı kazanabilmemi nasip et.”
Sayfa 109·Kitabı okudu
İman ettiğinizi söylediğiniz Rabbinizin bu kadar açık ve net olan emrine duyarsız kalabilir misiniz? Duyarsız kalmak; (haşa) Sen'in emrini takmıyorum, ben sadece kendi nefsimi dinlerim, canım istemiyorsa kılmam, demek olur. Alemleri yaratan, bizlere sahip olduğumuzu sandığımız her şeyi emaneten vermiş olan, canımızı veya sevdiklerimizin canını istediği zaman alacak olan, çok sevdiğimiz mallarımızı, biriktirdiğimiz paramızı bir anda küle çevirebilecek olan yegâne güç ve ilah olan Allah azze ve celle'ye karşı bu tavrı sergilemek ancak aklını yitirmiş şaşkınlara veya şeytanın elinde oyuncak olmuş kâfirlere yakışır.
Sayfa 74·Kitabı okudu
İnsan, iman edip Allah'a teslim oluncaya kadar nefsinin kölesidir. Nefsi onu; yemek şehveti, gösteriş şehveti, cinsel şehvet gibi şehvetler arasında dolaştırır durur.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Reklam