Kitabı elime aldığımda konunun kuşlarla ne ilgisi var diye merak etmiştim. Sonrasında aslında konudan bağımsız olsa da kitapta geçen şu cümle "İstediğin kadar saksağan vur vurabilirsen, ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır."hem her yöne çekilebilecek hem de bir çok anlam verebilecek bir cümle, başlığında nereden geldiğini bize anlatıyor.
Kitabı aslında 9 yaşında olan Scott isimli küçük bir kız çocuğundan dinliyoruz gibi. Onun o küçük haliyle o hayal gücüyle, bir şeyleri anlamlıdırmaya, anlama çabasına ortak oluyoruz. 1960'larda ki Amerika'da yaşanan ırkçılığa rastlıyoruz aslında. İnsanların önyargısını görüyoruz. Tom Robinson isimli zencinin haksız yere yargılanmasını ırkçılığa maruz kalmasını o dönemde haklı da olsan zenciysen eğer suçlu olduğunu görüyoruz.
Kitapta en sevdiğim karakter Atticus oldu. Atticus avukat ve bu davada Tom Robinson'u savunması için seçilmiş kişi. Bu karakterde doğruluğu, eşitlikçi ve adaletli birini görüyoruz. Hikayeyi anlatan Scott ise onun kızı ve bir de Jem adında bir kardeşi var yazar bu kısımda ergenlik kavramına kardeşler arasındaki cinsiyet olarak farklı düşünce yapılarını da eklemiş.
Genel olarak zevk aldığım bir kitap oldu sonu tabi hüsran ama hikayelerdeki o hayali sonu bize yansıtmadan olayları gerçeklikle bitirmesi de beni biraz gerçek hayata döndürdü.