Uzun bir süre sonra bu kitabın eleştirisini nasıl yazarım diye düşünüp, sonunda artık incelemesini yapabilirim diye niyetlendim bunları yazarken. Gerçekten William Shakespeare’in Othello’sunu bitirdikten sonra okuduğum en iyi eserlerinden biriyle daha tanışmış oldum. Othello mu Hamlet mi diyecek olursanız eğer ben Othello’yu daha çok beğendim. Kendi yorumlarıma ve kitabın içeriğine geçmeden önce kısaca kitabın tahlilini yapmak istiyorum.
Hamlet, William Shakespeare tarafından 1600-1601 yılları arasında yazıldığı düşünülen bir eserdir. Hasan Ali Yücel klasiklerinden olup Türk İş Bankası Kültür Yayınlarından “Sabahattin Eyüboğlu” tarafından İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir. 191 sayfa olup ilk olarak “Kişiler” bölümüne yer verilmiş, ardından tiyatronun ana metnine geçiş yapılmıştır. En sonda ise Çevrinenin Son sözü ve kitabın özeti yer almaktadır.
Ben açıkçası bunun içeriğinde de bir aşk hikayesi bekliyordum. Fakat bu temaya oldukça az rastlanılmıştır. Ana karakterimiz olan Hamlet’in babasının adının da Hamlet olarak eser de geçmektedir. Danimarka Kralı olan Hamlet, Claudıus adındaki kardeşi tarafından öldürülerek tahta kendisinin geçmesi sağlanır. Yeni Danimarka Kralı Cladius ise Prens Hamlet’in amcasıdır. Ve Prens Hamlet’in annesi Gertrude ile evlenir. Prens Hamlet babasının ölümü ile oldukça yıkılmış bir durumda iken bir gün arkadaşları ile olağanüstü bir olaya şahitlik ederler. Hamlet babasının hayaleti ile karşılaşır ve kendisinin nasıl öldürüldüğünü Hamlet’e anlatır. Bunun üzerine ana karakterimiz de amcasına yani krala ve annesine bir nefret beslemektedir. Bunlar dışında ise ortaya çok önemli bir karakter olan Ophelia adı verilen bir karakter karşımıza çıkmaktadır. Peki Ophelia kimdir?
Ophelia, Danimarka Kralının yaveri olan Polonius’un kızıdır. Soylu bir