Emine Sevgin

Puan vermedi·80 syf.·
2025 30. kitabı
“Güneşteki Adamlar”, yalnızca Filistinli mültecilerin değil, yeryüzündeki tüm sürgünlerin, ezilenlerin ve kimliksiz bırakılanların hikâyesidir. Kanafani, küçücük bir hikâye aracılığıyla büyük bir trajediyi görünür kılar. Finaldeki soru, okuyucunun yüreğine hançer gibi saplanır ve aslında politik bir çağrıdır: “Susarak kurtuluş olmaz. Ses çıkarmak gerekir.”
Güneşteki AdamlarGassan Kanafânî · Metis Yayınları · 20231,296 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·136 syf.·
2025 26. kitabı
Roman, 1960’ların Almanya’sında geçer; Weigand’ın liseden atılması, gündüzleri çıraklık, akşamları gazetecilik uzun gecesiyle kurduğu iki hayat arasında bocalayan bir gençlik tasvir edilir. Weigand iki dünyaya bölünmüştür: bir yandan çırak ve gazeteci olarak toplumun gereğini yerine getirirken, diğer yandan kendi iç gözlem dünyasında edebiyatçı olmak ister. Bu içsel bölünme “doppelleben” teması etrafında şekillenir. Ekonomik mucizenin yaşandığı Almanya’da bile karakterler savaş sonrası travmanın gölgesi altında sıradan ve monoton bir hayat sürdürür. Dış dünya ile Weigand’ın iç gözlemleri arasındaki uçurum dikkat çekicidir. Genazino’nun betimleme gücü ön plandadır: Kafka, Conrad gibi edebiyat figürleri üzerinden Weigand’ın gözlemleri ve entelektüel sorgulamaları romana derinlik katar. “Açık seçiklik yanılsaması” gibi kavramların konuşulduğu sahneler metni yazar ve okur arasında estetik bir zihinsel meseleye dönüştürür. Bir Kadın, Bir Ev, Bir Roman, yoğun olaydan ziyade kişisel farkındalık, gözlem pratiği ve edebi duyarlılık üzerine kurgulanmış özgün bir gelişim romanıdır. Weigand’ın iç dünyasındaki geçişler, yazar olma yolundaki sancılı adımları kitap boyunca düşünsel anlara dönüşür. Jaguar’ın yaklaşımıyla da çeviri ve tasarım olarak tatmin edici bir bütün sunulmuş.
Bir Kadın Bir Ev Bir RomanWilhelm Genazino · Jaguar Yayınları · 2022323 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2025 25. kitabı
Kitap, Han Kang’ın doğmadan iki saat yaşamış bebeği—yani ablası—üzerine inşa edilen otobiyografik bir yas metnidir. Annesinin “Ölme, yalvarırım, ölme” sözleri, Han’ın zihninde yankılanarak kitabın merkezine oturur. • Yazar, Varşova’da geçirdiği zaman boyunca “beyaz” imgelerini bir liste halinde düşünür: kundak, zıbın, tuz, kar, buz, ay, pirinç, beyaz köpek, kefen… Toplam 65 beyaz nesne üzerinden kayıplar, zaman, acı ve saflık temaları işlenir. • Kitap, roman ve deneme arası sayılabilecek, kırılgan ve dağınık bölümlerden oluşan kısa metinlerle örülü bir yapıdadır. Okura bir “dua” ya da “ağıt” ritüeli gibi aktarılır. Beyaz; saflık, ölüm, yas, yıkım, yeniden doğuş gibi çelişkili anlamların sembolü. Kang, beyazın ardındaki karanlıkla yüzleşir ve sıradan objelerle derin bir vaholu duygusal birliktelik kurar. Yas duygusu, Varşova’nın soğuk, karla kaplı manzaralarıyla iç içedir; şehir, yazarın iç yolculuğunun aynası haline gelir. Anlatım minimaldir ama etkilidir—şairane, ama sürükleyici bir sadelikle okuru içine çeker.
Beyaz KitapHan Kang · April Yayıncılık · 20242,063 okunma
Veda etmiyorum
Puan vermedi·264 syf.·
2025 16. kitabı
Roman, esas olarak Güney Kore’nin Jeju Adası’nda geçer. Zaman dilimi, günümüz ile 1948 yılı Jeju Katliamı olayı arasında gidip gelir. Hikâyede kış mevsimi, sürekli kar ve fırtına motifleri kullanılarak fiziksel ve duygusal atmosfer güçlendirilir. KARAKTERLER • Gyongha: Seul’de yaşayan, eski öğretmen ve yazar. Jeju Katliamı üzerine yazdığı kitap nedeniyle ağır bir psikolojik çöküntü yaşar. Yapıtı için Jeju’ya giden, yalnızlık, yas ve depresyonla boğuşan bir figürdür. • Inson: Gyongha’nın uzun süreli arkadaşı. Marangozluk yapar, geçmişin acısıyla sanatla yüzleşmeye çalışır. Jeju’da bir kaza geçirir; parmaklarını kaybetme riskiyle hastanede tedavi altına alınır. • Ama (papağan): Inson’un Jeju’daki evde beslediği papağan. Hem bireysel hem sembolik olarak hikâyede önemli bir figürdür. • Inson’un Annesi: 1948 Jeju Katliamı’nın tanıklarından biri. Eşi, kızı ve ailesiyle ilgili travmalar yaşar ve bunları oğluna miras bırakır. Romanda tanıklık ve hafıza ekseninde güçlü bir katman oluşturur. • Inson’un Babası ve Yaşlı Kadın: Katliamın diğer tanıkları ya da mağdurları olarak metinde ismen geçmeyen, ama ailenin geçmişine dair derin izler taşıyan figürlerdir . • Anlatıcı / Yazar figürü: Gyongha’dan tanıklıkları dinleyen ve yazıya döken kişi. Kendisinde net biçimde Han Kang adı geçmese de metnin yapısı onu bir alter ego olarak konumluyor. Veda Etmiyorum, üç kadının bakış açısından ilerleyen, bireysel travmaların toplumsal hafızayla kesiştiği güçlü bir yapı kuruyor. Karakterlerin yaşadığı içsel kırılmalar —Gyongha’nın depresyonu, Inson’un fiziksel kaybı, annenin tanıklığı, Gyongha’nın dostluktan aldığı yük— hepsi romanın zamanlar arası, bellek-sessizlik gerilimini kurmasına katkı sağlıyor. Roman, bitmeyen bir vedanın reddi üzerinden, unutulmaya çalışılan tarihsel acılara
Veda EtmiyorumHan Kang · April Yayıncılık · 20242,233 okunma
Yüksek Topuklar
Puan vermedi·528 syf.·
2025 23. kitabı
Yüksek Topuklar, Murathan Mungan’ın 2002 yılında yayımlanan, kadın karakterler ve onların yaşamlarına odaklanan öykülerinden oluşan bir kitap. Kitap, kadınların gündelik hayattaki mücadeleleri, ilişkileri, özgürlük arayışları, kimlikleri ve toplum tarafından üzerlerine yüklenen rollerle yüzleşmelerini konu alır. Her hikâye, farklı kadınların iç dünyalarına, aşklarına, hayal kırıklıklarına ve zaman zaman başkaldırışlarına odaklanır. Kitap, birbirinden bağımsız gibi görünen ama kadınlık deneyiminde kesişen öykülerden oluşur. Kadınların hayatın farklı evrelerindeki halleri, bir yandan yumuşak bir lirizmle anlatılırken diğer yandan sert bir toplumsal eleştiri taşır. Anlatı dili çoğu zaman ironik, kimi zaman melankolik, kimi zaman da sarsıcıdır. Kitaptaki karakterler arasında eşi tarafından aldatılan, bastırılmış arzularla yaşayan, toplumun “makbul kadın” normlarına uymayan ya da tam aksine bu normların kurbanı olmuş kadınlar vardır. Mungan’ın metinlerinde kadınlık halleri, sadece cinsiyetin değil, aynı zamanda sınıfın, aidiyetin ve belleğin de belirlediği çok katmanlı bir deneyim olarak karşımıza çıkar. Murathan Mungan, erkek bir yazar olarak kadınların iç dünyasını ve sistemle mücadelesini incelikli bir şekilde anlatmayı başarır. Kitap, feminist edebiyatın temel meseleleriyle dolaylı veya doğrudan ilişki kurar. Murathan Mungan, eril bakıştan uzak durmaya çalışarak kadınlara bir tür anlatı alanı açar. Kadınları edilgen figürler değil, irade sahibi bireyler olarak çizer. Ancak Mungan’ın anlatısı, didaktik bir feminizm yerine şiirsel ve katmanlı bir dille ilerler. Yüksek Topuklar, feminist edebiyatın diliyle birebir örtüşmese de kadınlık deneyimlerine duyarlı, onları görünür kılmayı amaçlayan ve eril dilin dışında bir anlatı kurmaya çalışan önemli bir eserdir. Mungan,
Yüksek TopuklarMurathan Mungan · Metis Yayıncılık · 20173,651 okunma