***
-Yazar öyküyü bulamamıştır. Aramaktadır.-
"Hani frenklerin 'Penfant prodigue' dedikleri bir oğlan vardır. Ben o çocukmuşum; israftan, delilikten, serserilikten, dönmüşüm gibi olurum yatağımın içinde." [Abasıyanık]
Çocukluk, ilk gençlik, gençlik heyecanları, günahları, pişmanlıkları derken, sonunda özlediği bir adaya kavuşur. Ada asıl yuvasıdır onun. Adanın namuslu insanları arasındadır artık. Buna göre şehir, namussuzluğun, kötülüğün, çıkar ilişkilerinin, huzursuzluğun; adalar da alçak gönüllülüğün, adaletin, yardımlaşmanın, masumiyetin mekanıdır.
Niyeti yaşamaktır; yazı yazmak değildir. Yazara göre esas olan hayattır. Balığa çıkacak, ucuz kahve ve köylü cıgarası içecektir. Gençken, adaya gelmeden önce kaybettiği değerleri yudumlayarak yaşayacaktır. Bu değerlerin içinde insanlık, cesaret, sıhhat, iyilik, saffet, dostluk, alın teri vardır. Yazı yazmak arzusu, kötü bir huydur ona göre. Bu kötü huydan kurtulacak, başarı, şöhret düşünmeden, (düşünürsem Allah canımı alsın!) kalemsiz kağıtsız dağlara fırlayacak, balığa çıkacaktır.
Çünkü ada halkına göre, bir yabancıdır o, kendilerine benzemezse iyi gözle bakılmaz.
Kâmil Yeşil / Ayraç Dergisi, Şubat 2018