Ağaçlardan arkadaşlarım oldu. Hala da var. Samanyolunu anlamadım. Sayıları da. (Sayılar daha bulunmamış gibi davranıyorlardı.) Yalnız sekizle (5+3) içli dışlı oldum. (Kim olmamıştır ki?) Biraz da sıfırla. (Sıfırın bulunması kolay olmamıştır.) Üç için çok kötü şeyler söylenmiştir.
Niçin? Bilmem. Bilmek sayıdır. Bir de biri tanıdım. Bir ile düşünülmüyor. Bazı sayılar suçlu doğmuştur. Bir, bunlardan biridir.
Anlamadan sevdim taşları. Çakıl taşının adıyla biçimi arasında
hiçbir ilişki kurulamamıştır. Oltutaşının geçmişini bulamadım.
Olsun. Gizem her şeydir. Kimi sessiz harfleri sökemedim. (Harflerin tini sessiz harflerde gezer. Kızılderililer bilir bunu.) Kuşlarla gittim geldim. Kuşlar sayıları bilmez, yusufçuk hariç. Doğu'da
atların düş görmediğini anladım. (Homeros'ta atlar ağlar.) Yürürken gördüm dağları. Dağlar yürürken düşünüyorlardı. Tanımak usu durduruyor. Dünya bizimdir! diye konuşuyorlardı aralarında sümüklüböcekler. Anladım diyemem. Anlamadım da.
Sümüklüböcekleri okumalı.
Bundan nesnelerin ötesinde bir şey yoktur. Asklepios bunu görmedi. Ölüm onu görür kıldı. (Felsefe biraz da ölümü öğrenmek değil midir?)
Nesneler yalnızdır mı diyorsun?
Nesnelere bundan böyle yalnızlığı duyurmayacağım.
Söz.
Zaman benim tarlamdır mı diyordu Goethe? Bilmek istemiyorum. Oturduğu yerden Montevideo'yu görüyor bir ev. Sandalye kentsoylu . Pencere feodal. Su, belleksiz çıktı. Tin yalnız. Ben çocukken ırmak olmak istedim. Irmaklar hep çağırdı beni. Düşünmek istemiyorum. Dünya benim yerime düşünüyor.
Söz öldü.
Tunç: Monarşik.
Demir: Demokratik.
Bir akşam durup dururken dünyanın yaşlandığını gördüm. Görmek yordu beni.