Bu kitabı bir dostumun tavsiyesiyle aldım ve okumaya karar verdim. Genellikle bir kitabı okumadan önce yazar hakkında bir fikrim olsun diye hayatlarını araştırırdım. Bu sefer farklı bir başlangıç yaptım ve Puslu kıtalar atlasında sorgusuz sualsiz bir maceraya atılmak istedim. Çok keyifli bir okuma sürecim oldu. Kitabı okurken karakterlerle empati kurdum, ben olsam ne yapardım diye kafa yordum. Gerçekten içine alan aleminde yaşatan bir anlatımı vardı yazarın. Yazarı tanımadan yazarı sevdim ve kitabı okurken istemsizce karşılaşılan sorunlarla başa çıkmak için çözümler üretip karakterlerin dertleriyle dertlendim. Kendime yakın bulduğum bir karakter yoktu ama olmamasının herhangi kötü bir etkisi olmadı aksine yeni karakterler tanımanın merakıyla okudum. Kitabı tek oturuşta bitirmemin sebebi de buydu diye tahmin ediyorum. Daha öncesinde uzun soluklu fantastik romanlar okumuş bir insanım. Bu kitabın içinden koca bir seri çıkabilirdi diye düşünüyorum. Neden derseniz kitap bittiğinde benim için henüz bitmemiş gibiydi. Bir şeyler eksik kalmıştı sanki bende lakin bunun boşluk gibi kötü bir his olduğunu iddia edemem. Kesinlikle kitap zihnimde devam ediyordu ve sanırım halen daha burası böyle olsa nasıl olurdu diye düşünüyorum. Ebrehe karakterinin amacına bu kadar inanan biriyken bu kadar kolay vazgeçmesi beni rahatsız eden tek noktaydı yahut bunu yazar da farketmiş olmalı ki Ebrehe’yi amacını simgeleyen bir madde ile birleştirip öldürmüş. Sonu bana kalsa böyle bitirmezdim ama keyfimi kaçırmak yerine hala beni düşündürüyor olması başarısını göstergesidir diye düşünüyorum. En nihayetinde kitap bitti ve yazara bakmak istediğimde ilginç bir manzarayla karşılaştım ki o da yazarın hakkında pek fazla bilgi olmamasıydı. Kitabın yazar hakkında kısmında da zamanında felsefe okuduğu ve şu
1. Bir robot, bir insana zarar veremez ya da hareketsiz kalarak bir insanın zarar görmesine izin veremez.
2. Bir robot, Birinci Yasa ile çelişmediği sürece, insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.
3. Bir robot, Birinci ve İkinci Yasa ile çelişmediği sürece, kendi varlığını korumak zorundadır.
Asimov bu yasaları kitabında ideal bir dünya düzeninde anlatmış güzelce ama bu ideal düzende bile çıkan karmaşıklıklara okuyarak şahit olduk. Yapay Zekanın bu denli gelişmesini göze almalı mıyız diye bir düşündürdü yazar. Bu ideal dünyada kurulan kurallar bile aksıyorken bizim dünyamıızda acaba neler olabilir? Asimov gibi yazarları okumayı işte beni böyle düşündürdükleri için çok seviyorum. Bu kitap da bağımsız gibi görülen Aslında bağlantılı birçok hihayeden oluşuyor ve hepsi birbirinden sürükleyici tek nefeste biten cinsten. Kitabı Yaylamda huzur içinde okuyup bitirdim onun da etkisiyle çok sevdim. Başka asimov kitaplarında görüşmek umuduyla..