Kendilerini acılarıyla eğlendirmeyi, onlarla çocuklar gibi oynamayı pek seviyor ve mutsuz olmaktan nadiren utanıyordu.
Bitip tükenmek bilmeyen tekdüze çalışma günlerinde acı bayrama, yangın da eğlenceye dönüşebiliyordu; anlamsız, bomboş bir yüzde bir sıyrığın süs olması gibi...
Belki de yaratıcı denilen kavram insanlara gökyüzünden bakıp onları inceleyen bir güç değildi. Evren denilen ortak ağda sürekli dönüşüm halinde olan her şey yaratıcının küçük birer parçalarıydı. Yani Tanrı evrenden ayrı bir şey değildi. Aksine evrenin bizzat kendisi olabilirdi.
Yoksa insan ruhu dediğimiz şey 30 trilyon canlıyı etrafında tutabilen bir enerji formu muydu? Tıpkı gece küçük sinekleri etrafına toplayan ışık gibi ruh da hücreleri bir araya getiren bir melodi miydi?