Eh..
lşte böyle, daima dertten tasadan uzak görünen bir ev ortamımız vardı. Babam eğitimimizle ilgileniyor, annem bizimle gülüp eğleniyordu. Kimsenin bir diğerine en ufak bir üstünlüğü yoktu. Birbirimizle emir cümleleriyle konuştuğumuzu duyamazdınız. Onun yerine karşılıklı sevgimiz, birbirimize uymamızı ve birbirimizin en küçük isteklerini dahi yerine getirmemizi sağlıyordu.
Şirin, bir Emîr'in kızıdır. Bu kıza Ferhad'ın kendisine mübtelâ olduğu ve bu sevginin altında inlediği haberi verilince, Şirin: - Muhabbeti hakikat midir? diye soruyor, Bu suâline: - Aman efendim. Belki bu muhabbet, onun hayâtına nihayet vermesine sebeb olacaktır, cevabını alıyor. - O hâlde da'vet ediyorum, gidin haber verin, sarayıma gelsin, diyor. Kendisi de o günün en lüks elbisesini giyinerek, göz kamaştırıcı mücevheratını takınarak sarayının kabûl salonunda bekliyor. Şirin'in adamları, «Şirin seni bekliyor» diye Ferhad'ı tebşîr ederek Şirin'in huzuruna getiriyorlar. Şirin kapıyı açar açmaz, Ferhad'ın nazarları birdenbire Şirin'in göz kamaştırıcı mücevherâtına takılınca, Şirin gayet sert bir edâ ile: - Çık dışarı!, diye Ferhad'ı huzûrundan kovuyor. Şirin'in yakınları : - Niçin böyle yapdınız? Keşke çağırmasaydınız, hiç olmazsa gönlünü kırmamış olurdunuz, deyince, Şirin: - Hayır! Ben onun sevgisinin hakikî olduğuna îmân etmişim, sahte olduğunu bilmiyordum. - Aman efendim, siz onun hâlinden haberdar değilsiniz. Sevginin en son mertebesindedir. - Eğer öyle olsaydı ben onu karşıladığım vakit onun gözü, benim gözümde fânî olurdu. Zâhirdeki âlâyişime, elbiseme çarpmazdı!.
Sayfa 450 - Yaylacık Matbaası 1984 Baskısı·Kitabı okuyor
Reklam
Çocuk olmak güzel şeydi. Büyümekse acı, dert ve yalnızlık veriyordu insana. Onlar var diye dünya güzeldi.
Alıntı
anılar emir almazdı; insanın zihnine istedikleri gibi girip çıkarlardı.
Alıntı
On Dördüncü Söz’ün Zeyli
Madem bir kısım hatalar, unsurları ve arzı hiddete getirecek derecede bir şümullü isyandır ve çok mahlukatın hukukuna bir tahkirli tecavüzdür. Elbette o cinayetin fevkalade çirkinliğini göstermek için koca bir unsura, küllî vazifesi içinde “Onları terbiye et!” diye emir verilmesi ayn-ı hikmettir ve adalettir ve mazlumlara ayn-ı rahmettir.
Envar Neşriyat·Kitabı okudu
"yeter ki, o nâzenîn kalbin emîr buyursun kâinat yıkılsa da, yüreğimde uyursun"
Reklam
Reklam