O ki, son derece güçlüydü, yüreğinde korkunun zerresi bile yoktu. Tek başına düşman içine dalmaktan çekinmezdi. Hepsini de dize getirirdi. Aman dileyene Hz. Ali gibi sonsuz bir merhamet gösterirdi. Ok batmaz, kılıç kesmez, büyü tesir etmezdi. Bazen Kaf Dağı'ndaki cadılarla, devlerle savaşır, bazen de Osman Gazi, Orhan Gazi, Nasreddin Hoca, Karaca Ahmed ve Mevlana'yla sohbet ederdi. Cem Sultan onunla ilgili anlatılanları dinlemeye doymadı. Şanına layık destanlar yazılmalıydı. Öyle de oldu. Ebulhayr-i Rumi'ye onun destanını yazması için emir verdi. O da dillere destan hayatını ve kerametlerini Anadolu ve Rumeli'yi adım adım dolaşarak topladı. Adını Saltuknâme koydu.