Derda'nın yerine başka bir kız olsaydı, o sohbetler sırasında kirpiklerini yolabilir, dudak derilerini soyabilir ya da bir zamanlar on bir yaşındaki bir çocuğun yaptığı gibi yanaklarının içlerini kemirebilirdi. Ama Derdâ tek kişilik protestosunu acı veren eylemlerden birini seçmeyerek gerçekleştirmeye karar vermişti. Çünkü başkaları bunu yeterince yapıyordu. Derdâ'ya zarar vermek için sıraya girmiş bir dünya insan vardı. Onlardan biri olmayacaktı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Birkaç adım sonra ağzını kapadı, çünkü o güne kadar dünya üzerinde yaşamış ve yaşamakta olan her insandan ne kadar nefret ettiğini hatırladı, çevresi onlarla doluydu. Kuşatılmıştı. İnsanlarla. Yanından geçip giden insanlarla. Nasıl anlayamıyorlar, diye düşündü Derdâ. Yanlarından geçiyorum. Buradayım, aralarında. Ama hiçbirinin umurunda değilim. Görmüyorlar bile beni. Hepsi de kör olmuş. Ya da bu çarşaf, görünmezlik kumaşından.
"Anne" diye sayıkladı Derdâ. "Seni bir daha göremeyeceğim."
"Olur mu öyle şey? Geleceğim ben yanına. Önce sen bir git, ben sonra geleceğim."
Doğru söylüyordu. En azından doğru söylediğini düşünüyordu. Çünkü dünyanın en çabuk geçen, geçer geçmez de en hızlı yakanılan hastalığa sahipti: Umut.
Hakan Günday tüm çıplaklığıyla günümüzde de devam eden bir sorunu ele alıyor Az kitabında. Çocukları. Çocukların yaşadığı şuan burada söylemekten tiksindiğim şeyleri tüm insanlığa "Bakın. Eseriniz bu. Suçunuz ise hiçlik. Hiçbir şey yapmadınız!" der gibi yüzüne vuruyor. Derdâ ve Derda'nın yaşadıklarını dünyanın bazı yerlerinde bilmediğimiz, adını hiç duymadığımız yerlerinde yaşanıyor. Bundan da kimsenin haberi olmuyor. Derdâ ve Derda her ne kadar ayrı olsalar da romanın sonunda A ve Z'nin birleştiği gibi birleşiyorlar. Ve bunu birbirlerini gerçekten ama gerçekten az tanıyarak yapıyorlar. Ki bana kalırsa günümüz ilişkileri de böyle. A ve Z'nin arasında ki koca alfabe kalkıyor, engeller geçiliyor ve iki insan birbirini az tanısa dahi kendilerinden daha da fazla tanıyorlar. Az kitabında tesadüflerin çok olmasından dolayı şikayetçi olabilir birkaç kişi. Ama bana kalırsa bu tesadüfler dünyanın küçüklüğünden bahsetmiş. Çocukların başına gelen en kötü şeyler dahi küçük dünya da duyulmuyor. Duyulsa da umursanmıyor. Küçücük yaşta evlenmeye zorlanmış Derdâ gibi. Küçük dünyanın onu yalnızlığa terk edip onu anlamayan dünyaya karşı duran Derda gibi. Yanlarından insanlar sadece geçip gitti. Romanda tek noksan bulduğum olaylar arasında geçişin keskin ve hızlı olması. Ama bu durum olaylar arası bağlantı kurmada sorun yaşatmıyor. AzHakan Günday