Etrafımdaki yangından kaçmak için kendimi rastgele bir eve atmıştım. Fakat asıl yangın beni orada da yakaladı. Kendi elimle kapadığım kapının arkasında yandım. Hem ne ümitsiz ve çaresiz bir yanış!
Ben aşkı şiirlerde, romanlarda olduğu gibi bir parlak yaz gecesinin mehtabında başlayıp sabahında biten bir rüya addedendenlerden değildim. Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demekti.
Iyaz b. Hımâr (r)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (s) şöyle buyurdu:
"Allah bana: Birbirinize karşı alçak gönüllü olmanızı; bir kişinin diğerine zulmetmemesini; bir kimsenin bir başkasına böbürlenip üstünlük taslamamasını vahyetti."
Ebû Hüreyre (r)'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s) şöyle buyurdu:
"Zandan kaçının. Çünkü zan (yersiz itham), sözlerin en yalan olanıdır. Başkalarının konuştuklarını dinlemeyin, ayıplarını kusurlarını araştırmayın! Başkalarıyla düşmanca bir rekabete girişmeyin! Birbirinizi kıskanmayın, kin tutmayın! Birbirinize ilişkilerinizi keserek sırt dönmeyin!. Ey Allah'ın kulları! Allah'ın size emrettiği gibi kardeş olun.
Müslüman müslümanın kardeşidir: Ona haksızlık etmez, onu zor durumlarda yalnız bırakmaz, küçük görmez. (Göğsüne işaret ederek) Takvâ işte buradadır, takvâ işte buradadır!
Kişiye, günah olarak müslüman kardeşini küçük görmesi yeter. Müslümanın her şeyi, canı, namusu ve malı diğer Müslümanlar için dokunulmazdır.
Allah, sizin bedenlerinize ve görünüşünüze değil, kalblerinize ve yapıp ettiklerinize bakar."