Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır.
Die Grenzen meiner Sprache ist die Grenzen meiner Welt.
The limits of my language mean the limits of my world.
Binalar barikat, sokaklar atış poligonu, gökdelenler betonarme gözetleme kuleleri durumunda. Parlamento parlamento değil, hükümet hükümet değil, ordu ordu değil, dinler din değil; sadece hizipler, partiler, milisler var...
Ben bir ülkede değil, bir gezegende doğdum. Tamam, tabii ki bir ülkede, bir şehirde, bir mahallede, bir ailenin içinde, bir doğum kliniğinde, bir yatakta doğdum. .. Ama hem ben hem de tüm insanlar için tek önemli şey, dünyaya gelmiş olmaktır! Dünyaya! Doğmak, şu veya bu ülkede, şu veya bu evde, dünyaya gelmek demektir.
Amin Maalouf - Doğu'dan Uzakta