Hayranlık bir dikkat celbidir. Hissederiz ki karada yürüyemeyen o yengeç, kıyıda çırpınan bir balık kendi dünyasında, suda müthiş bir zarafetle yüzmekteydi. Her aşkın başlangıcı işte böyle bir 'başka dünyanın zarafeti' algısıdır.
"Merhamet, Montag, merhamet. Onlarla tartışma, canlarını sıkma; daha çok yakın zamana dek sen de onlardandın. Sonsuza dek yaşayacaklarına öyle eminler ki. Ama sonsuza dek yaşamayacaklar. Bütün bunların uzayda güzel bir ateşle yanan, ama eninde sonunda bir yere çarpacak, alevler içinde, devasa, kocaman bir meteor olduğunu bilmiyorlar. Onlar alevleri, güzel ateşi görüyorlar sadece... tıpkı senin önceden gördüğün gibi. "
Çocuklar, çöp karıştıran ana babalarının yolunu gözlerken, sen ne yaptın çiçekler açmaktan başka? Aklımızla oynanmasına göz yumup gidiyorsun demek ki, kuşlarını da kelebeklerini de al git o zaman.