Puan vermedi·320 syf.··
2026 23. kitabı
2018 Nobel Edebiyat ödüllü Olga Tokarczuk 'tan dört kitap okudum. En sevdiğimden başlayarak bir sıralama yapmam gerekse️ Empusyon, ️Sür Pulluğu Ölülerin Kemikleri Üzerine, ️Kitap Yolcuları ve ️Kadim Zamanlar ve Diğer Vakitler şeklinde olurdu. Kadim Zamanlar ve Diğer Vakitler "zaman" kavramının bir karakter gibi ele alındığı biraz büyülü gerçekçilik yöntemi ile biraz da mitolojik bir anlatımı olan ilginç bir roman. Roman Polonya'daki hayali bir köyde geçer. Sınırları dış dünyaya ile çizilmiş bir köydür burası. 1914 Birinci Dünya Savaşı'ndan başlayıp 1980'lere kadar olan dönemde yaşanan tüm toplumsal olaylara insanlar,hayvanlar ve bitkiler üzerinden değinir. Bu romandaki cansız varlıkların da bir ruhu vardır. Bir mantarın da bir taşın da.... Romandaki en çarpıcı bölümlerden biri, bir baronun oynadığı "Labirent Oyunu" üzerinden Tanrı ve zamanın sorgulanmasıdır. ​Tokarczuk burada, Tanrı'nın dünyayı yaratıp bir kenara çekildiği veya dünyanın kendi döngüsü içinde tanrılaştığı bir yapıyı sorgular. "Diğer vakitler" dediğimiz şey, belki de bizim algılayamadığımız bu üst döngülerdir. Paralel evren gibi:))) Zaman,varlık,hiçlik,ölüm üzerine sorgulamaya iten bir kitap. Meraklısına duyurulur.
Kadimzamanlar ve Diğer VakitlerOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 2020877 okunma
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 09:11
Kim ne derse desin ben bu kadına bayılıyorum ya.. Ne kadar büyük bir şeydir Nobel aldıktan sonraki ilk kitabında o dönüp dönüp okuduğun kitaba bir selam çakmak. Kitap boyu süregelen o tekinsizlik, gerilim.. Okuduğum diğer kitaplarında da keza olan spritüel detaylar.. Ben Olga Tokarczuk edebiyatına bayılıyorum. Hele kitabın sonu.. Kraliçe kesilmemiş kelle bırakmamış.. Kitabın çevirmeni sevgili Neşe Hanım'ın da ayrıca ellerine sağlık, yine muazzam bir iş. Ayrıca kendisinin Büyülü Dağ ve Empusyon konulu katıldığı bir kitap kulübündeki karşılaştırmalı yaptığı konuşmasını dinledikten sonra kitaptan iyice etkilendiğimi de söylemem lazım. Sırada Yakup'un Kitapları var :3
EmpusyonOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 2024236 okunma
Reklam
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 00:35
Benim yazarla tanışmam Thomas Mann’ın Büyülü Dağ’ından etkilenerek yazdığı Empusyon kitabı ile olmuştu.Ve kalemine hayran kalıp,sonrasında tüm kitaplarını okumaya başladım. Yedinci yüzyılın sonlarında geçen bu roman, Tanrı tarafından bizzat yazıldığına inanılan bir kitabı bulmak üzere yola çıkan bir grup insanın hikâyesini anlatıyor. Yol değişmiyor; fakat yolcular değişiyor. Çünkü bu yol, yalnızca bir yere değil, insanın kendi içine doğru uzanıyor.Ve yazar da sadece yola değil karakterlerin kendi iç yolculuğuna doğru da yola çıkarıyor bizi. Simya ve gizemli ilimlerle uğraşan, aynalara bakmayı seven ve hakikati bulma uğruna ailesinden vazgeçmiş Marki; Klaris rahibelerinin kapısına bebekken bırakılmış, dilsiz Gauche; rüyalarına bakarak kendisini neyin beklediğini bilen, nişanlısı tarafından terk edilmiş Veronika… Her biri başka bir eksiklikle, başka bir yarayla bu yolculuğa katılıyor. Ve inanışa göre, bu efsanevi kitabı bulan kişi mutlak bilgiye,hakikate ulaşacak… Ölümün, yaşamı sona erdiren ama aynı zamanda başka bir tür yaşam (sonsuzluk)sunan kadınsı bir güç olarak betimlenmesi, Satürn’ün insan üzerindeki etkilerine yapılan göndermeler kitabın güzel noktalarındandı. Aslında hepimiz birer yolcuyuz ve her birimizin ayrı bir hikayesi var.Bir anlam, bir cevap arıyoruz. Hakikati bilmek, ona dokunmak istiyoruz. Fakat belki de tam çok yaklaştığımızı sandığımız anda yol bitiyor. Ya da bitmek zorunda kalıyor.Ya da belki de doğruya çok yaklaşmışken durmayı seçiyoruz,kim bilir?Ya da yol sadece bizi kendi içsel yolculuğumuza çıkarmak için vardır değil mi? Her zamanki gibi severek okuduğum bir Olga Tokarczuk kitabıydı.Meraklısına tavsiyemdir.
Kitap’ın YolcularıOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20251,066 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 15. kitabı
Kitabı çok sevdim. Zaten Olga Tokarczuk ne yazsa okurum artık. Müthiş bir yazar. Kadim bilgileri feminist ve vegan bir bakış açısı ile felsefi bir dille çok iyi anlatıyor. Olga Tokarczuk’un bu ilk romanı, derin bir felsefi arayışın öyküsü. Hikâye, 17. yüzyılın sonunda (1685), Fransa’da başlar ve İspanya’nın sarp dağlarına kadar uzanır. Romanın merkezinde, Tanrı’nın dünyayı yaratırken kullandığı sırları barındırdığına ve okuyana mutlak güç/bilgi vereceğine inanılan gizemli bir "Kitap" vardır. Fransız bir aristokrat olan Markiz, hayatını bu kitabı bulmaya adamıştır. Kitabın, Pireneler’deki ücra bir manastırda saklandığına dair bir ipucu bulunca arkadaşları ile yola koyulmaya karar verir. Ama bu arkadaş grubu roman boyunca değişiklik gösterir. Bazıları baştan gelmez,bazıları yarı yolda bırakır,hiç ummadığı kişiler bu yolculuğa eklenir. Ve karakterlerin hepsi yolculuk boyunca değişim gösterir. İçsel bir değişimdir bu. Aklın,sezginin,sadakatin,masumiyetin çatışması yaşanır bir yandan da. Zaten klişe olacak ama önemli olan varılan yer değil yolun kendisidir. Olga Tokarczuk okumaya bu kitaptan başlanabilir. Ama bunun arkasından mutlaka EMPUSYON'u okuyun. Müthiş bir roman. Hele de 8 Mart yaklaşırken okunması gereken romanlardan biri.
Kitap’ın YolcularıOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20251,066 okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Yarı karanlık,muzip, enteresan bir masal okuyor gibiyim.Tuhaf olaylar eşliğinde, tartışmalarla bezeli,gerilimin bazen tırmandığı,bazen acayipliklerin arasına gizlendiği efsunlu bir roman Empusyon. Eylül 1913, büyük savaştan hemen önce, Avrupa çalkalanırken vereme yakalanan Wojnicz,tedavi olmak için Görbersdorf kasabasındaki şifa merkezine gelir ama orada yer olmadığı için Beyler Konukevi'nde kalmaya başlar. Orada kalan birçok hasta vardır.Yemeklerde bir araya geldiklerinde hayata, savaşa, şeytana, kadına dair konularda birçok fikri tartışırlar.Kitap özellikle kadınların sesini, varlığını ters köşe bir yerden,derinlerden , müthiş bir feminist seda ile duyuruyor.Kasabada gizem hiç eksik olmazken, kasabanın büyülü atmosferi de okuru çepeçevre kuşatıyor.Tartışmaların derinliklerinde incelikli karakterlerle toplumsal cinsiyet, doğa hayvanlar, varoluş, kadınlık gibi konuların tınısı her yerde yankılanıyor. Bir intiharın sis perdesini aralamaya çalışan Wojnicz kendi varoluşuyla yüzleşiyor, gizemi bir tehlike ile de karşı karşıya kalıyor.Büyülü Dağ 'dan sonra okudum Empusyon'u.Evet, iskeletinde Büyülü Dağ var ama ona tam ters taraftan bir bakış sunuyor, ters yüz ediyor.Hic kadın karakter kullanmadan kadınların sesini duyuruyor.Hikaye 3. tekil kişi ile anlatılıyor ama arada "biz"olarak 1. çoğul kişi de konuşuyor. Onların kim olduğu da çok hoş ve güçlü bir detay bence. Tuhaf, gizemli olaylar eşliğinde, düşüncelerle örülmüş, nahif, enteresan karakterler ışığında, masalsı bir söyleyişle dile gelen,çok incelikli, esaslı, farklı, tılsımlı bir roman, şahane bir kitap.Gerçekle hayalin yer yer iç içe girdiği, sıra dışı güçlü bir anlatı. Alışılmışın dışında bir serüvenin kaptanı, çok sevdim.Akıcı diline rağmen kolay bir anlatı diyemem.@timasyayingrubu #empusyon #okudumokuyun
EmpusyonOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 2024236 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 1. kitabı
Empusyon, Olga Tokarczuk'un Nobel ödülü aldıktan sonraki ilk kitabı. Herkes aslında bu kitabın nasıl olacağını merakla bekliyordu. Nobel'den sonra yine aynı güzellikte yazabilecek mi? Kahramanımız bir verem hastası ve sırf verem hastalıkları için özel olarak kurulmuş "Beyler İçin Konukevi"ne iyileşme umuduyla yola çıkıyor. Kendisi gibi verem hastası olan ve orada konaklayan ve tabii ayrıca tedavi olan insanlarla bir araya geliyor. İçlerinde yaşlısı da var, genci de... Sadece beylerden oluşan bu yerde, hastaların sohbetlerine eşlik ediyoruz. Hayat hikayelerine şöyle bir değinilip geçiliyor. Erkeklerin masa etrafında konuştukları konular ise siyaset, dünya, felsefe, savaş, hayat ve tabii ki kadınlar; pardon kadınların düşük ve gereksiz bir insan profili olması! Kadınlar hakkında konuşulanlar genelde onların güçsüz, zayıf varlıklar olduğu, cadı, büyücü, erkekler kadar önemsenecek meziyetlerinin olmadığı gibi aşağılayıcı ve kadın varlığını reddedici şeyler. Bir hastalıkla boğuşurken, belki de en zayıf anlarında bile karşı cinsi zayıf görmek, önemsizleştirmeye çalışmak büyük bir ironi... Bu kadın düşmanlığı çabalarının altında psikolojik olarak bir sürü ayrıntı bulunabilir. Ama bize gereken bilgi verilmiyor, zaten amaç da 'erkeklerin kadınlardan niye bu kadar nefret ettiklerini bulalım', değil. En nihayetinde dünya üzerinde bulunan herkes kendi bireysel doğrularıyla yaşayıp gidiyor. Varsın onların kafalarında erkekler üstün olsun...Bir kadın olarak benim için hiç sorun yok; bir erkeğin kendini yüceltmek için kadınları aşağılaması gerekiyorsa, onun için sadece üzülebilirim. Ama konumuz bu da değil! Hikaye bu yerin tasviri, oradaki insanların diyalogları ve o yörede geçen bazı gizemli ve gerilimli (!) olayları anlatıyor. Gerilim kısımları da o kadar gerilimli mi,
EmpusyonOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 2024236 okunma
Reklam
Reklam