İhsan devam etti:
Sen insandan mesuliyet duygusunu kaldırıyorsun. Yerine bir takım hazır, yaratılıştan gelme faziletler koyuyorsun. Halbuki insan mesuliyet duygusundan başlar.
Öbürleri mizaç zenginlikleridir…
Yalnız yolculuk yapan insan gerçekleşmemiş düşlerini, geçip giden yıllarını, deli gönlün eski taşkınlıklarını anımsayıp neler neler mırıldanmazdı ki? Erişilmemiş nice istek insanın ruhunu tatlı bir kederle doldururdu. Oysa ne kederde bir çare vardı ne de geçmişi düşünmekte. Ruhan varlığını duyması, kendini tazelemesiydi bu.