Ne başkaları için yaşayabiliyorum, ne kendim için... Başkaları için yaşayabilsem kendim için de yaşamış olacağımı, mutlanacağımı biliyorum, ama nasıl?..
Şehirlerin kaloriferli, pırıl pırıl fayans döşeli helalarını kullanıp da evinde helası olmayan insanlara," Halk bilir, halk anlar!..." diye yaptığımız halk dalkavukluğumuza , içine düştüğümüz aptallığa bak... Halkı daha çok soymak için bizi de kandırmışlar, halk dalkavukluğunu "halkçılık" sanmışız.
Görgüsüzlük desen, değil; işte helanin en güzelini yıllarca görmüşler, temizlemişler, kullanmışlar da... Ama yine de kendilerine hela yapmıyorlar. Görmek, tek başına bir işe yaramıyor. Kişinin o gördüğünü alacak, benimseyecek bir düzeye yükselmesi gerekiyor. O yere yükselmedikçe, ne görse boş...